sezon başında beşiktaş'ın transfer politikasına benzer bir politikayla 10'dan fazla futbolcuyu [ki gariptir ki hepsinin kalitesi birbirine yakın] bir araya getirip, ersun yanal'a "al hocam şampiyon yap!" demek ne kadar mantıksızsa, ersun yanal'ı kulüpten göndermek de o kadar mantıksızdır.
elindeki kadro ile oynayabileceği 2 taktik vardır ve ikisini de denemiştir. son 4-3-3 taktiği hücum tarafında etkili gibi gözükse de [alanzinho-gökhan-yattara], 3'lü orta sahanın [colman, selçuk, çimşir] ne savunmada ne de hücumda tam kapasiteli olmaları, 4'lü savunmanın beklerinin [cale-serkan] ileri çıktıp 5 dakikada geri döndüklerini ve önlerinde kanat oyuncusu da bulunmaması nedeniyle buralardan çok pozisyon vermesi ersun yanal'ın suçu değil, oyuncuların yeteneklerinin, kondisyonlarının yetersiz olmasındandır. 4-4-2'de ise, hüseyin cimşir ve selçuk orta sahayı toparlamada yetersiz kalmakta, yaratılan pozisyonlar ise forvetlerin kısıtlı yetenekleriyle harcanmaktadır.
40 yaşına gelmiş, yanından benim bile rahatlıkla geçebileceğim kadar ağır olan song'la, yorum bile yapıp adsl kotası doldurmak istemediğim [yok artık] hüseyin cimşir'le, afedersiniz de yattara'yla, colman'la, umut'la, takımı buraya kadar getirmiş, beni bile hayretler içerisinde bırakmıştır ersun yanal. yani bence son derece başarılıdır. çünkü trabzonspor'un bu kadro ile 5. ya da 6. olması olasıdır.
ersun yanal'ı gönderme sebeplerini ise, bir trabzonlu olarak, trabzonlu insanların hemen parlayıp, fevrileşip bu psikolojiyle yanlış kararlar alabilmesine bağlıyorum.
garip gelebilir ama, ersun yanal gayet başarılı bir sezon geçirmiştir.