yaş 20'leri geçtikten sonra masaya hayatını koyarak zar atmaya evlilik diyorlarmış, diyorsun. flört dönemi, uyumlu bir çiftiz, beraberliğimiz nereye varacak, evlenme teklifi, evet yanıtı, işte bu evetle başlıyor işin cafcaflı pembe olan rüya kısmı ailelerin tanışması heyecanı, müstakbel kayınvalide-kaynata, el öpmeler, iyi gelin görünmeler, göze girmek için dönen katakulliler '' çay koyayım, siz oturun ben bulaşığı yıkarım lütfen nedime teyzecim'' aa yavrum pek hamarat kız afferim oğlum dendiğini duyana kadar sonu gelmez maharetler, kale içi de tamama erince çeyiz eksiklerini tamamla, beyaz eşyası, eş adayınla mağaza mağaza dolaş eller de bırakılmaz asla bu gezintilerde kızın istediği oturma odaları, yatak odaları, biblo, buzdolabı süsü ıvır zıvır erkek bu adımdan sonra başına buyruk yaşamını, özgürlüğünü arka sayfalara gömmüş olur. ip boğazına geçmiştir. isteme, bohçalar, kına, nişan , gelinlik modeli seçme en ballı zaman dilimleri, düğün salonu, ilk dans, misket, halay, roman havası, hoptek eğlen çal, vur, oyna dibine kadar akrabaları eğlendir ve paraya kıyılması gerekir köpeğin önüne atılacak tatta pasta koymadıysan kocan cimri değil şanslısın erkeğin iyi olup olmadığı ilişkinin akıbeti düğün pastasından belli olur, ne sandın ya. öpüşmeler, takı merasimi, fotolar ve nihayetinde elinde evlilik cüzdanı zevkine bütçene göre döşediğin evde sen ve o yaşanacak kocaa bir ömür, ondan başkası olmayacak en yakının karın/kocan * ip erkeğin boynundan çıkıp kadının boyununa çıkmamacasına geçirilir. balayına gidenlerin sayısı az onca borç varken zor, yahu en geç bir hafta sonra iş başı yapacaksın. ilk günler mıç mıçç haller ruh eşimler, karıcım kocacımlar, yatakta kahvaltılar, peki, olur, hayatım, annene gidelim, gezelim, para yiyelim, dışarda yiyelim, eve gidelim yiyişelim oo pek şahane bu evlilik işe geri döndünüz akşam gelirken ne getireyim can suyum? birşey lazım mı bebeğim? dışardamısın peki karıcıkım. hep gözünün önünde duran insan bıktırmaz mı adamı? ne saat beklemesi kaldı, ne özlemi, kavga da edemezsin rahat rahat, beraber yaşamanın büyüsü kayboldu bile, her şey tek düze, ne zaman ki çiftler ben senden mi çekinecem senin yanında aaa demeye başlarlarsa orada ipin ucu kaçıyor yatağa girdiniz uyuyacaksınız koynuna doğru iliştin uyumaya adam zortt yelleniyor ooo , kirli çamaşırlar, ter kokusu, atlet don gezinmesi göbek kaşımaya koyulması, çorapları fırlatması, kocasının gelişini dört gözle bekleyen ışıl ışıl kadın o da kayıp gitmiş bu zincirde toz bulutu bir evde saçı baş darmaduman koşusan, sabah giydiği pijamayı değiştirmeye gerek duymamış varsın kalsın üstümde deyiveren, aldatılma ihtimallerini körüklemeye başlamış bile. kendine adamın karnını doyurmaktan, kirli çamaşırından, yıkanmışlarının ütüsünden, ev temizliğinden, kaynana-kaynata-görümce-baldız uzak ve yakın akrabalarla mecbruri yahut samimi ilişkilerden öte uğraşı kalmamış. kalçaların genişlemiş, giyimin kuşamın değişmiş, ben bilmem beyim bilirlerden oluvermişsin. yalnızlık nedir? unutmaya başlamışsın bir başına seyahat edememek, kendi bütçen olmaması, alışverişleri biraz abarttığında neden sorusuna maruz kalmak, kaprisini, iyi kötü huyunu suyunu mecburi çekmek, aileni ikinci plana atmak, ehhey eheyyy evlilik kadının erkeğe hizmeti, erkeğin kadına eziyeti ile ömrün isteğe bağlı törpülenmesiymiş. ***