dünyanın en zor uğraşlarından biridir izmirli olmayana, izmir'den olmayana izmirlilerin şehir aşkını anlatmak, anlatabilmek. yine de bir deneyelim, ışık tutmak adına herkese.
bir şehri bu denli sevmenin, bir halkın şehrine bu kadar tutkun olmamasının bir tarifi yok belki. zaman zaman aşırılığa ve hatta takıntıya kayan bir sevgi izmir sevgisi. ama şüphesiz olan tek şey var, bu sevgi salt şehir sevgisidir. herhangi bir partinin ölçeğinin dışındadır. bu nedenle ki, izmir herhangi bir partinin kalesi asla değildir, hiçbir zaman da olmamıştır.
izmir'i dışardan okuyamazsınız. kimse bunu henüz başarabilmiş değil zaten. şehri anlamak için içinde olmanız, şehri yaşamanız gerekmektedir. o nedenledir ki, gerici, izmir'i birkaç vaatle, altın - kömür pompalamasıyla ve en vahimi açık tehditlerle teslim alabileceğini sanmıştır. oysa ki kazın ayağı başkadır egenin bu tarafında, bambaşkadır.
izmirlinin seçimini yaşam biçimi belirler. halk, yaşam biçimine bir müdahale geleceğini, mevcut yaşam düzeninin bozulacağını gördüğü an tepki verir zaten. laik bilinç bunun bir boyutu elbet. ama onun dışında da, halkın sosyal yaşantısının sekteye uğrayacağı endişesidir ulema tayfasını denize döken izmir'de. bu nedenledir ki, taha aksoy "biz iktidar olduğumuzda da gençler izmir'de elele yürüyebileceklerdir, bundan kimsenin şüphesi olmasın" deme talihsizliğini gösterebilmiştir. zira, izmir'de herkes seçimin bu beyanatla bittiğine kanaat getirmiştir zaten.
velhasıl-ı kelam, siz kalkıp da, daha 22 temmuz gecesi "izmir'i istiyorum" derseniz, yumurta uzmanı defterdarınız "izmir'i teslim alacağız" derse, söylemeyi de geçtim, koca ülkenin 3. büyük şehri için "gavur" imasında bulunursanız; değil 30, 130 ilçe de olsa birini bile alamazsınız izmir'de. çünkü, bu şehrin dokusunda yok bu, diyalektiğine ters.
o yüzden, "izmir'i alacağız" deyip de bambaşka şeyler alan güzide yurdum partileri hiç üzülmesinler. sorun onlarda değil, bizdedir. biz ki, "arseniği sek içer yine izmir'i vermeyiz", gönlünüz rahat ola.