1980'li yılların sonu olmalı. Fikret kızılok'la birlikte çıkardıkları "pencere önü çiçeği" albümüyle tanışan küçük bir çocuk olarak onunla ilgili ne desem boş aslında. Fikret kızılok'un gölgelenmiş yüzü ve ortaçgil'in o pek de anlam veremediğim resmi. Sonra yazılar.. yazılar.. Şarkıya pek bir anlam verememem... Ama yine de derin anlamları olduğunu düşünmem... Zaman geçince, pencere önü çiçeği'nin türk aydınının vurdumduymaz bir tavır içinde oluşunu, yaşam ve halktan kopukluğunu metaforik bir anlatımla verdiğini anladığımda ortaçgil'e hayranlığım bir kat daha artmıştır. Küçük bir çocuğun ruhuna seslenebilmiştir. Büyüdüğünde de aynı etkiyi devam ettirerek...
Sözü bir şair duyarlığıyla kullanışı, şarkılarındaki eleştirel tavır, bunu ince bir mizahla verişi beni ve bizim kuşağı etkilemiştir. Yıllar sonra onu Jazz cafe'de canlı dinlediğimde kasetteki taze tadı yine almışımdır. Ortaçgil bize diğer dünyayı anlattı. O dünyada yaşadıklarımızın hep aksi vardı. Yoksa onu bu kadar sevebilir miydik?