herkes arada bi ölmek istemiştir bi şekilde, öyle ya da böyle "allah canımı alsa da kurtulsam" tarzı cümleler söylemiştir ya çoğu insan, laftır bu. ölümü istemek apayrıdır, bambaşkadır.
şöyle olur mesela:
ruhun daralmıştır, hep mutlu görünürsün, hatta hep güldüğünden, içmiş olduğundan filan bahsederler, onlara da güler geçersin. ama roldür tüm yaptığın. yüzün gülmektedir, içinde gülen çocuk ise çoktan suskunluğun karanlık koridorlarından birinde yolunu kaybetmiş ağlamaktadır. fakat burada belirtmeliyim ki aşk acısı filan değildir içine karanlıkları bastıran, öyle "ben ona aşığım o başkasına" tarzı bi acı değildir seni soğutan hayattan, tek başına o yetmez kanaatimce, her ne kadar en zor şey sevdiğin kişinin başkasını sevmesini seyretmek de olsa...birsürü hüzün ve sıkıntı çökmüştür üstüne.
bir an gelir, gülmekten, rol yapmaktan belki de bi şekilde hayata tutunmaya çalışmaktan vazgeçersin. bomboş sokaklara vurursun kendini. yürürsün, durmadan yürürsün, bi şey arıyor gibisindir, kendine bile itiraf edemezsin ama ölümü arıyorsundur aslında.
intihar gelir aklına, o güce sahip değilsindir, öğretmişlerdir intihar edenin sonsuza dek cehennemde yanacağını, ne olursa olsun korkmaktasındadır ateşin yakıcılığından. yollara, hızla gelen bi araba umarak gözünü kapayıp atlarsın, o beklediğin araba asla gelmez. ne bi fren sesi duyarsın yola atladığında ne de bir korna. anlarsın o kahrolası ölümün yine gelmediğini. niye insan ulaşmak için yanıp tutuştuğu bir şeye ne yaparsa yapsın ulaşamaz ki genelde?
eve gidersin, bıçaklar ne de güzel görünmektedir gözüne. sadece bi saplayabilsen karnına ve sonra çeksen onu boydan boya, boyansa halı senin kanınla. bi an senin kanlı cesedinin başında ağlayan annen gelir gözüne; ağlaman gerekir ya normalde, ağlayamazsın. ve o an bi şey fark edersin; iki yıldır bir tane bile göz yaşı dökmemişsindir. oysa ki neler yaşamışsındır, hayatının en çok ağlaman gereken anları yaşamışsındır ama tek bir ağlama anın olmamıştır. anlarsın senin ruhunun çoktan beri yavaş yavaş öldüğünü. bir kez daha ceseden de ölmek için can atarsın, eline alırsın en keskin bıçağı... bir türlü saplayamazsın ki karnına, bi çizik atarsın sol elinin baş parmağına, kanar. biraz rahatlatır bu kanama seni. gidip uyumak istersin, madem ölemiyorsun ölümün kardeşinde ararsın teselliyi, sevgilisinden ayrı kalan maşuğun teselliyi başka kadınlarda araması gibi. yatarken yatağına hayatın boyunca yalvarmadığın gibi yalvarırsın allaha "canımı al" diye. yorgana iyice sarılırsın kefen sayıp, yumarsın gözlerini bir daha açılmamalarını dileyerek tüm kalbinle...