bekaret

entry843 galeri
    233.
  1. ülkemizde bekaret dendi mi, herkesin söyleyecek sözü vardır, doğru ya da yanlış (kime göre?)

    evet, bekaret masumiyeti simgeler, bir dokunulmamışlık, bir güzellik saklar içinde. ama gelin görün ki, aslında kimse masum değildir ve kimse kimsenin ilk sevdiceği olamayacaktır, ne yazık ki. kendini buna alıştıramayanlar için üzgünüm derim.

    bir kere, seksi bir ihtiyaç olarak görmemek lazım. ihtiyaç denen çoğu "isteği" aslında, kafamızda bir yaratıyoruz ve ona ihtiyaç adını veriyoruz. ihtiyaç demek, karşılanmadığı zaman vücutta veya zihinde deformasyona ve/veya yıkımlara yol açan gereksinimler demektir. seks ise, ihtiyaç değil, nefsi ihtirasın tatmini ve insanoğlunun devamını sağlayan bir araçtır sadece.

    bekaretin kaybolması olayı ise, hala aşamadığımız konulardan biri. bir bayanın bir erkekle, isteği dahilinde, ilişkiye girmesi, kimsenin namusuna halel getirmemeli. namusun kafada bittiği (ki aslında sembolize edilen, bir sembole ihtiyaç duyduğu varsayılan herşeyin kafada bitebilecek şeyler olduğunu) anlamamız gerekiyor. bu mesele, insanın kendi iç hesaplaşmasıyla çözüme kavuşturabileceği bir iştir. eğer sen, evlilikten önce seks yapmayı normal karşılayabiliyorsan, karşındakinin bunu yapmasına da söz söyleme hakkının olmadığını kabul edeceksin. eğer "ben evlenmeden önce cinsel ilişkiye girmem" diyorsan da karşındakinden de bunu beklemek en doğal hakkındır, ama buna uymadığı için de karşındakini suçlayamazsın, insanlar farklı düşüncelere sahip olabilirler.

    erkek çocuğuna, kaç tane kız arkadaşı olduğunu soran, "sıfır" cevabını aldığında "ulan nasıl erkeksin sen?", "bir" cevabını aldığında "yetmez", "2+" cevabını aldığında ise "asslanım beaa!! işte babasının oğlu" diyebilen, kızının karşı cinsle ilgili en ufak münasebetinde ise kızını binbir türlü sorguya çeken, hatta işi daha ileri boyutlara vardırabilen bir babadan yetişen bir çocuğun, bu konulara objektif bakabileceğini pek sanmıyorum, bu şartlara rağmen bakabilme becerisini gösteriyorsa da saygı duymak lazımdır bu kişiye. çünkü adam olma yolunda çok büyük engeller aşmış da gelmiştir bu kişi.

    bir insanın "ilk"i olma isteği son derece doğal karşılanmalı, eğer bunu isteyen kişi de o insanın "ilk"i ise. ve inanın, bir insanın ilki olmak ve onun da sizin ilkiniz olması gerçekten zor ve gerçekten değerli birşeydir. çünkü iki karşı cins insanın beraber yapabileceği herşeyi, hem ilk olarak, hem de beraber, hayatının sonuna kadar yaşayacağı insanla paylaşmak gibisi yoktur. bir düşünün, ilk öpücüğünüzü, ilk koynuna yaslanıp uyumanızı, hatta ilk cinsel deneyiminizi yaşadığınız ve daha birçok şeyi sadece "beraber" paylaştığınız kişiyle evlenmiş olmayı ve aynı şeylerin karşı taraf için de geçerli olduğunu... bana göre bundan büyük mutluluk, bundan güzel bir evlilik olamaz (bu zamanda biraz ütopik olabilir, ama düşüncesi bile güzel)

    ek olarak: hepimiz burada namus adına kesilen cezaları eleştirebiliriz ve bunda tamamen haklı olabiliriz de. fakat bu haklılık o insanları anlamaya yetmez. binlerce yıllık geleneklerin ve yanlış anlaşılmış inancın ürünleridir onlar. yapıp ettiklerini değerlendirirken, öfkeli değil, anlayışlı olmalıyız. herkesin bulunduğu konum onlara farklı ön kabuller verir ve bu ön kabullerinizle tamamen farklı ön kabulleri olan insanları anlamak zordur. unutmayın ki, bir kimsenin örneğin kendi kızını öldürmeye kalkışması öyle kolay bir iş değildir. sırtlarında öyle büyük bir yük, öyle büyük bir toplumsal baskı var ki, iş oraya vardığında bir baba bunu düşünebiliyor! ben bunu tahlil edebilirim belki, ama tahayyül edemem.

    ne yapabiliriz peki?
    bilinçlendirme yöntemlerimizi anlayış üzerine, empati üzerine kurarak yaklaşırsak bir şeyler elde edebiliriz ancak. tabii kolay değil. çünkü insanların bireysel ve cinsel özgürlük altında yaptıkları kepazelik var bunun tam karşısında, görünür yerde. evlilik öncesi cinsel ilişkiye toplumsal açıdan daha ılımlı yaklaşan büyük şehirlerin bir bölümünde, bu iş artık bir kaç gecelik ilişkilere dönüşüyor. aşk, sevgi,(nasıl anlıyorsanız) bunları salt şehvet üzerine kurulu bir şeymiş gibi gören bir anlayış yayılıyor. bunun getirilerini ve götürülerini başka bir zamana saklayalım ama şunu söylemeliyim, bu durum hiç iyi bir örneklik teşkil etmiyor. bunları gören ya da işiten bu her bakımdan unutulmuş insanlar, kendi yerel hukuklarına daha bir sarılacaklardır.
    5 ...