uuserlardan denemeler

entry106 galeri
    65.
  1. Hasta




    Çok başım ağrıyor bazen, gerçekten çok ağrıyor. Buraya geldiğimden beri ağrıyor hem de, bazen dayanılmaz oluyor, dayanmak zorunda oluyorum.
    Gözlerimi arıyorum bazen, buluyorum, açıyorum onları daha sonra, çevreme bakıyorum. Çevrem pek geniş değil burda. Sağ tarafımda hep erkek torunum oluyor, babası düşkündür bana, hep buradalar.
    Yatağım hafif diktir. Ben böyle severim uyuymayı. Benim vazgeçilmez alışkanlığımdır hatta on yıllardır yaşadığım şu hayata karşı tek dik duruşumdur yatağımın dikliği. Bazı insanlar gerçekten seviyor beni, hep buradalar. Bazı doktorlar da seviyor beni, onlar zaten hep buradalar isteseler de istemeseler de. Ama çok ilgileniyorlar benimle, sayıyorlar her gün ölen hücrelerimi sonra çıkarıyorlar hâla ölmeyen hücrelerimden, gittikçe azalıyorum.
    Hızlıca geçen bir hayatın sonu bu kadar yavaş mı olmalıydı diye soruyorum fırsat buldukça kendime. Hep fırsat buluyorum aslında. Hep soruyorum. Hatta bu soruyu kendime sormama fırsatı bulduğum oluyor mu diye düşünmeye bile fırsatım oluyor bu odada. Ölüm en hatırlanmayacak anım olacak böyle giderse, çok bekletiyor, hiç üzemiyor beni.
    Güneş ölmek üzere olan insanlar için farklı batıyor. Bazı hastalar tabi ki iyileşecekler, onlar güneşi şu anda farkedemezler ama kızmayın onlara, her şeyin bir zamanı var.
    Düşünüyorum da hâla okunacak çok fazla kitap, gidilecek çok fazla yer var, kısaca tadılacak çok fazla tat. Ben mi yaşayamadım hayatımı acaba, yoksa hayat mı bana bu kadarını sundu? Bir tebessüm var yüzümde, henüz ölmeyen hücrelerim sayensinde.. Sağıma bakıyorum yine, küçük yaşlardaki torunum, bana düşkün olan babası nerde?
    Karıcığımı benden önce yolladım kısa süre sonra gideceğim o yere. Mutlu mu acaba? Acaba bekliyor mu beni? Acaba yaşıyor mu hala o peri? Bembeyazdı. O kadar beyazdı ki diğer renkler ona yaklaşmaya cesaret bile edemezlerdi. O farklıydı. Bensiz yaşadı mı acaba hiç? Benden daha çok mu yaşıyor şu anda?
    Hiç korkmuyorum ölümden demek isterdim ama irili ufaklı şüphelerim engel oluyor bunu söylememe. "Nasıl oluyor?" sorusu kurcalıyor beynimi. Dalga geçiyor benimle. Gece bir anda uykuya dalmak gibi mi ölünüyor, yoksa yavaş yavaş kanamaya mı başlayacak bedenimde yaşlı ruhum, kanırtarak bir balta mı girecek içime, söküp alacak beni mı beni?
    Sıkıcı biriyim biliyorum, kimseden farklı şeyler söylemiyorum. Herkes ile aynı kaygıları taşıyorum. Zaten insan biliyorsa yakında öleceğini ne düşünebilir ki bunlardan başka? Bir de daha önce hiç ölmemişse.
    Bakıyorum yine... Bana bağlı makineler, ya da onlara bağlı ben. Bakıyorum bedenimden çıkıp. Bu makineleri çalıştıran boşa giden elektrik parası, uzatmaları oynayan bir beden, küçücükken hastane tecrübesi kazanan torunum, boşa giden, doluya giden, nereye giden hayatlar? Burada yatan "ben"i izlemek, ortaçağda giyotinli bir idam gösterisi izlemekten çok mu farklı sanki?
    Sağ tarafıma bakıyorum. Sağ tarafım ağrıyor artık. Bir çocuk var orda, seçemiyorum tam olarak, bana oğlumu hatırlatıyor.
    Öldüm..
    Öldüm..
    Öldüm..
    Hayır şaka yaptım size, gözlerim kapalıydı sadece, ama bu fikre artık siz de alışsanız iyi olur, gerçi siz bu sayfalarda buldunuz beni, siz hayatına girip bir şeyleri değiştirebildiğim insanlardan değilsiniz, görseniz bile tanıyamazsınız beni, hiç betimlemedim farkettiyseniz kendimi, yaşlı olduğumu ve ölmek üzere olduğumu biliyorsunuz sadece, bu size yeter zaten, bulduğunuz bu sayfalarda kaybedeceksiniz beni.
    Sağ tarafıma bakamıyorum artık. Sadece tavana bakıyorum. Gözlerimi açtığım bazı anlarda, bazı suratlar görüyorum sadece bu hareketli resme girip çıkan. Tek bir açıdan seyredebiliyorum hayatı artık.
    Her şey eskiyor..
    Her şey eskiyor..
    Gözlerimi kapıyorum artık, benim de buna alışmam gerek, sesler duyuyorum sadece, hatta artık ağlama sesleri, hıçkırıklar. Ne için ağlıyor bu insanlar?
    Çok başım ağrıyor bazen, gerçekten çok ağrıyor. Dayanmak zorunda değilim.
    Gözlerim kapalı artık, sizden tek isteğim, beni kaybetmeden önce, biraz daha aramanızdır. Bundan sonraki satırları gözüm kapalı yazıyorum, lütfen siz de gözünüz kapalı okuyunuz.
    .
    .
    .
    .
    .
    .
    Daha güzel bir yaşamdır ölüm.
    Bu sayfa kadar beyaz, peri.
    Bekliyormuş hâla beni.
    Daha güzel bir ölümdür, yaşam.
    Bu sayfadan daha beyaz, peri.
    Bekliyormuş hâla beni.
    1 ...