- az önce bi otobüste gördüm kendimi: aval aval yukarıya bakıyodum. gerçekten de öyleyim galiba yaşarken. hep yanlış bi yere dalıp giden aval bi adam.
- soldan-sağa üçüncüyle başlarım hep, ya da beşinciyle.. hep zeki biri olduğumu düşünmeme rağmen bulmacaya başlayıp sıradan takır takır çözememem soruları: şaka gibi!
- a4 tech marka kameraya bayılıyorum. bizim evde de vardı ve gerçekten kaliteli. şuanda yazdığım cafede de onu görmek haklı bi gurur yaşattı bana*
- Klavyeme hala nasıl bira dökülmedi anlayamıyorum. Soktumun gerçekliğiyle tüm bağlarım kopmuş. Bilgisayar ortamındaki tek sağlıklı ilişkim de mayın tarlasıyla sınırlı* Hatalarımdan ders almıyorum.. Ve hatta mayın tarlasında bile. 'Bu oyunu yeniden başlatmak ister misiniz?' sorusuna 'Hayır'ı yapıştırıyorum düşünmeden* inadına yanmak galiba daha iyi.
- Otobüs yolculuklarında, sıkışmaktan tırsıyorum. Çoğu zaman hiç bişi içmeden tamamlıyorum yolculukları. Piyangodan biri çıkar da otobüsü benzin istasyonuna sokarsa bunu kar biliyorum, mutlaka tuvalete gidiyorum. Bu durum beni bildiğin mutlu ediyo. bi çok şey beni mutlu edemezken, böyle küçük bişi mutlu ediyor beni. Ve küçük şeylerden mutlu olan insanlardan nefret ediyorum.
- insan psikolojisi ve savunma mekanizmalarına şaşırıyorum. Bence Allah, en çok bu durumlarla ilgilendi, bizi yaratırken. Bu kadar yetersiz insanlar, kendilerini bu denli nimetten saydıkça ve buna yürekten inandıkça Allaha inanasım geliyo. Orda mısın? Helal aga..
`word 2003'ün, Allah kelimesini otomatik olarak büyük harfle başlatmasını, paragraf itibariyle keşfediyorum. Microsoft, sana ne benim inancımdan? Ama size de helal Bill Gates ve mühendisler. Ama yine de çuvalladılar: 3 satır üstteki 'helal aga' cümlesinde aga, Allah yerine kullanılmıştı* ama küçük harf. Geri aldım övgümü!
- insanların da 5000 bakımlarının olması gerektiğine inanıyorum. Mekânlar değişiyor, içimdeki huzursuzluk inatla baki, mevcudiyeti konusunda. Ben de mevcudiyetini, kendime armağan edip, öğünüyorum..
- Ankarayı sevmiyorum ama alıştım buraya. Nerde bi insan varsa ki sevmediği birine ya da bir şeye alışsın; bence o şerefsizin, götün biridir. ibne gibi puşt gibi bişidir.
- Birinden bi kere samimiyetsiz bi davranış gördüğümde ya da ihtiyacım varken yalnız bırakıldığımda çok bozuluyorum. Dönüşü nerdeyse imkansız, o kadar diyim ben sana. Kinci miyim neyim lan? O halde bana gelsin: kinci pezevenk!
- keyif verici maddelerdeki, keyfi veren maddeleri çözmek için kullandım hepsini. suç biraz da türk dil kurumuna aitti. bence!
- ulan bi oyun oynayalım dedik(popmundo) onda bile depresyona girip hastaneye kaldırıldım ya ben daha bişi demiyorum kendime..
- yetersiz insanlarla muhattap olmaktan sıkılırım. katlanmaktan, tahammül etmekten tiksinirim. hayat zorluyo insanı. bu konuda resmen diretiyo allahsız. 'madem inatçısın solcuları birleştir de göreyim' diyesim geliyo hayata, gani müjde tiksinçliğiyle.
- etrafımdakileri devamlı üzdüğümü, onlara acı verdiğimi, hayatlarına lanet bulaştırdığımı düşünürüm. düşünüp düşünüp bunu saplantı haline getirdim. ya kendimi çok önemsiyorum ya da hakkaten ben de bi bokluk var.
- küçükken sık sık gösterilen şimdiyse herkesin unuttuğu bi film vardı: 'üç meksikalı'. bunlar normalde artizdi ama bi meksika köyüne gidip sakarca kahramanlıklar yaparak köyün umudu olurlardı. o filme bayılırdım ve biticek sonra bi daha kim bilir ne zaman izleyebilicem diye üzülürdüm, filmden bi bok anlamazdım.*
- seccadelerdeki minareleri allah sanıp fısıldaşırdım onlarla. bulutların üzerine atlayıp yürüyebileceğime inanırdım..
- bi kutuya tıkıştırdım hayatı; pandora koydular adını.. içinden hep kötülük çıkıyo..
- karıncalardan nefret ediyorum ve çalışkan olduklarına inanmıyorum. hani abi bu cins çok çalışkandı? hani şu sanatçı arkadaş şarkı söylerken, yatarken bunlar çalışıyordu? eee nerdeler? kışın tek karınca göreniniz var mı? ya ben göremiyorum ya da bunlar yatışa geçti. bi mevsim çalışıp, diğerlerinde yatana çalışkan mı derler stokçu mu?
not: bu yazıyı sonun kadar okuduysan sen de boş beleş bi adamsın. bence bi uzmandan yardım al en kısa zamanda!