duruyorsun ya sen orada, ne kadar hasretsin aşka görüyorum. sen istemedikçe bir şey yapamıyorum, susuyorum. bu da onlardan biri olacak biliyorum. hani şu unutulmaz bir sevgili daha bırakarak arkada, belki de yaşanabilecek en güzel serüveni
terk ederek daha otobüsün ilk basamağında; arkasına bakmadan bırakıp gittiklerinden, gittiklerimden...
bazen insan olmak, doğru olmak, kendin olmak yetmiyor. görmek istediğimiz yerden bakıyoruz olaylara... gözümüzde en afilisinden bir gözlük. hayata atacağımız daha çok çalım var sanıyoruz. tutunacak dalları birer birer kırıyoruz. çoğul konuşuyorum, görüyorsun, okuyorsun...
ben de yaptım zamanında; ya kendimi kandırdım sevmeyen için, ya seveni görmedim at gözlüklerim sayesinde. ama sen büyüyeceksin, fikirlerini çoğaltıp yaptığın en iyi iş olarak onları savunacaksın. türkülerle güzelleştireksin hayatını, belki arada bir beni hatırlayacaksın çok kısa. "geldi geçti, üç beş günlük fasıldı" derken mesela, aklına o mahpus değil ben geleceğim.
ne değişecek sonra? sen ve ben yeni insanlar tanıyacağız, belki kayıp parçalarımızı yine onlarda arıyacağız. belki bulacağız, bilmiyorum. belki o kadar uzun vaktimiz bile olmayacak. ama yapamadıklarımız, deneyemediklerimiz hep bir yerlerde karşımıza çıkacak, koca bir "acaba" olacak hayatın akışında.
şimdi sana ne desem, ne konuşsam bilmiyorum. keşke insanların düşüncelerini okuyabilmek bazı zamanlarda mümkün olsa... sen savaşçısın, o sert sözlerinin altındakini biliyorum oysa ben. bilmek de yetmiyor bazen.
sen orada duruyorsun, fikrin benim seyir defterimde. ve ben sustuklarını türkçeye çevirmeye çalışıyorum.
acı çekmek ruhun fiyakasıymış, öyleyse özgürüm diyorum.