türkiye'de haber bülteninden ziyade toplumsal sinir uçlarına dokunma ve izleyicinin dikkatini sonuna kadar ekranda tutma sanatı. bir olayın ne olduğundan çok ne kadar dramatik sunulabileceğiyle ilgilenildiği hissini veren yayıncılık anlayışının temsilcilerinden.
arka arkaya verilen felaket görüntüleri, yükselen fon müzikleri, şaşkınlıkla açılan gözler ve sanki dünyanın sonu gelmiş gibi okunan anonslar... iki dakika önce sıradan bir trafik kazası izlerken bir sonraki haberde kendinizi ülkenin bütün sorunlarının aynı akşam çökeceğine ikna olmuş bulabilirsiniz.
elbette asayiş haberlerinin, mağduriyetlerin ve toplumsal sorunların görünür kılınması önemli. mesele bunları aktarırken bilgilendirmekle korkutmak arasındaki çizginin nerede başladığı. haberin amacı gerçeği anlatmak mı, yoksa izleyiciyi ekrana kilitlemek mi?
bazen televizyonu kapatınca insan haberleri değil, haberlerin kendisinde bıraktığı yorgunluğu düşünmeye başlıyor. memleketin gündemi zaten yeterince ağır; bir de her olayı kıyamet provası gibi izlemek zorunda kalmak cabası.