türkiyelilik, aynı ülkede yaşayan insanların etnik kökenlerini, ana dillerini veya kültürel farklılıklarını bir kenara bırakmadan ortak bir vatandaşlık ve aidiyet duygusunda buluşabilmesi fikridir. kimsenin kendisini daha az bu ülkeye ait hissetmek zorunda kalmadığı, kimliğini kanıtlamak için soy ağacı göstermek zorunda olmadığı bir anlayışı ifade eder.
elbette bir ülkeye aidiyet yalnızca nüfus cüzdanından ibaret değildir. ortak tarih, kültür, dil ve toplumsal hafıza da insanları birbirine bağlar. ancak bunların hiçbiri, ülkedeki herkesi tek bir etnik kimliğe sığdırmak için kullanılmamalıdır.
türkiyelilik kavramına yöneltilen eleştirilerin bir kısmı, bunun türk kimliğini ve ortak milli kültürü zayıflatacağı endişesine dayanıyor. savunanlar ise tam tersine, farklı kökenlerden gelen insanların eşit vatandaşlık temelinde ortak bir gelecek kurabilmesinin önemini vurguluyor.
bence asıl mesele, insanların kendilerini nasıl tanımladığından çok, aynı ülkede birbirlerinin eşit haklara sahip olduğunu kabul edip edemediğidir. bir insan hem kürt, laz, çerkes veya başka bir etnik kimliğe sahip olabilir hem de bu ülkeye güçlü bir aidiyet duyabilir. bu kimliklerin birbirini dışlaması gerekmiyor.
birlik, herkesi aynılaştırmak değildir. farklılıkları inkâr etmeden ortak bir yaşam kurabilmektir. türkiyelilik tartışmasının da sloganların ötesine geçip bu soruya odaklanması gerektiğini düşünüyorum.