trakya dan slovakya ya gitmek

entry6 galeri
    3.
  1. sofyada gündüz gezdikten sonra enayimiknatisii geceyi geçirmek için çevre köylerden birine gitmeyi önerdi. Böylece pahalı başkent yerine ucuz bir köyde konaklayacaktık.

    rumeli’de çalıkkavak köyünde, bir “kefere” hanesinde konaklarken ve ateş karşısında istirahat ederken, kapıdan içeri saçı başı dağınık, çirkin yüzlü, yaşlı bir acuze kadın girer. çekinmeden gelip ateşin başına oturur ve kendi lisanında küfürler savurmaya başladı. Ben ve enayimiknatisii önce dışarıdaki adamlarının kadını kızdırmış olabileceğini düşündük ve adamlarını çağırtıp sual ettiğinde, “haşa bir şeyden haberimiz yoktur” cevabını aldık.
    sonra bu acuzenin etrafına kızlı erkekli 7 çocuk gelip onlar dahi ateşin etrafını saralar ve hep birlikte “çağıl” “çağıl” bulgarca konuşmaya başlarlar. Biz ise “ne garip temaşadır” diyerek bunları seyre koyulduk.

    gece yarısı olunca çıkan gürültü ve patırtılar enayimiknatisii'yi uykusundan hoplatır. acuze kadının kapıyı açıp içeri girdiğini ve ocaktan aldığı bir avuç külü fercine (üreme organı) sürdüğünü görür.
    sonra küle bir efsun okuyarak ocak başında yatan bu 7 çocuğun üzerine saçar. yedisi birden iri piliçlere dönüşerek “civ”, “civ”, “civ“ demeye başlarlar.
    hemen elinde kalan külleri kendi başına serpince o an büyük bir tavuğa olup “guruk”, “guruk” diyerek kapıdan çıkarı çıkar. piliçler dahi ardı sıra çıkarlar.

    işte o an enayimiknatisii, “bre oğlan” diye feryat ettiğinde, ginamu hemen koşup gelir ve burnundan kan boşladığını görür. Enayimiknatisii ise gina ve han çalışanlarına,
    “bu ne haldir bre, dışarı çıkın bakın hele bir kütürtüdür kopuyor” der.

    dışarı çıkan adamlar görürler ki, tavuk ve piliçler atlar arasında gezinmekte, atlar ise birbirleri üzerine yarışıp kendilerini helak etmektedirler. köydeki kefereler (kafirler) ise durumdan haberdar olup, gelip hemen atları bağlarlar. cadı ve tavuklar ise bir tarafa gider.
    1 ...