taşrayı sadece bir coğrafya olarak değil, insanın içine sıkıştığı bir ruh hali olarak anlatır.
uzak, bir zamanlar anadolu'da, kış uykusu, ahlat ağacı ve kuru otlar üstüne filmlerinde bu dünyanın farklı yüzlerini gösterir. filmlerindeki uzun diyaloglar ve ağır tempo herkese hitap etmeyebilir ama biraz sabredildiğinde, o uzun konuşmaların aslında insanın kendisini savunma biçimleri olduğunu fark edersiniz. herkes haklıdır, herkes biraz suçludur ve çoğu insan kendi hikâyesinin başrolünde olduğunu düşünür.