türk tasavvufunun kökenleri

entry1 galeri
    1.
  1. islam dünyası ve diğer semavi dinlerdeki yapılanmaları incelediğinizde ilginç bir Sosyo-kültürel harita çıkar karşınıza. hristiyanlık ve musevilikte sayıları 75'e yakın tarikat/mistik oluşum varken, islam coğrafyasında bu sayı yüzü bulur. fakat burada asıl kırılım zihniyet dünyasındadır: araplar mezhep kurucusudur, türkler ise tarikat kurucusudur.

    peki türkler neden kendilerine ait fıkhi bir mezhep kurmamıştır?

    çünkü mezhep; normatif, kuralcı, sınırları çizilmiş ve hukuki kurgusu sert bir Arap zihniyeti ürünüdür. bozkır kültüründen gelen, hürriyetine düşkün türk insanı var olan sistemlerden kendisine en esnek geleni (hanefilik) pratik bir çatı olarak almış; fakat asıl dini ve manevi kimliğini kuralcı fıkıhta değil, kalbi merkeze alan tasavvufta inşa etmiştir.

    arap sufiliğindeki dikey ve kuralcı yapının aksine, türk tasavvufuna göre dünyada her şeyden önce var olan ana ilke göz alıcı bir güzelliktir. ibadet bu güzelliğe tutkunluktur. bu yüzden türk'ün bağlanacağı inanç korkudan değil, allah sevgisinden gelir.

    zaten anadolu tasavvufu tek bir kaynaktan beslenmez; muazzam bir sentezdir:

    şamanizm: doğayla bağ, dedeler, nefesler ve sözlü gelenek.

    platonculuk: vahdet-i vücud ve "mutlak güzellik/iyi" anlayışı.

    stoisizm: çilecilik, nefs terbiyesi, rıza makamı ve kadere rıza.

    moğol istilasının yıkım çağında kuralcı hukuk (fıkıh) insan ruhunu iyileştiremezken; anadolu'ya yayılan horasan erenleri, yunus emreler insanlara korkuyu değil sevgiyi vaat ederek anadolu'nun toplumsal harcı olmuşlardır.

    konuyla ilgili daha detaylı ve geniş incelemem için:
    https://medium.com/ @mustafasarikaya_
    0 ...