abdülhamid in sanat zevki

entry3 galeri
    3.
  1. SULTAN ABDULHAMiDiN SANAT ZEVKi
    Osmanlı imparatorluğu’nun en fırtınalı dönemlerinden birinde tahtta bulunan Sultan II. Abdülhamid, siyasi ve diplomatik hamleleriyle olduğu kadar, kendi çağı için oldukça özgün ve çok katmanlı sanat zevkiyle de dikkat çeken bir hükümdardı. Şehzadeliğinden itibaren kendi içine dönük, gözlemci ve uygulamaya dayalı bir estetik disiplin geliştiren Sultan, Batı’nın teknik ve form dünyası ile Doğu’nun köklü geleneksel sanatlarını aynı çatı altında birleştirmeyi başarmıştır.

    Marangozluk: Bir ince Zanaat ve Meditasyon

    II. Abdülhamid denildiğinde sanat alanında akla gelen ilk husus şüphesiz onun marangozluk zanaatındaki ustalığıdır. Marangozluğu sadece bir hobi olarak değil, aynı zamanda bir zihin dinlendirme yöntemi ve disiplin aracı olarak görmüştür. Yıldız Sarayı bünyesinde kurdurduğu Tamirhane-i Hümayun, dönemin en ileri teknolojiye sahip ahşap atölyelerinden biri haline gelmiştir.

    Sultan, sedef kakma, oymacılık ve ince işçilik gerektiren mobilyaları bizzat tasarlayıp imal etmiştir. Ürettiği sehpa, yazı masası, dolap gibi eserleri yalnızca saray içinde kullanmakla kalmamış; yabancı devlet adamlarına ve krallara diplomatik hediye olarak da sunmuştur. Bu tutum, bir Osmanlı hükümdarının bedeni emeğe ve zanaata verdiği değerin en belirgin nişanesidir.

    Opera, Müzik ve Tiyatro Tutkusu

    Batı müziğine ve sahne sanatlarına olan ilgisi, II. Abdülhamid’in estetik anlayışının bir diğer önemli ayağını oluşturur. Klasik Türk musikisini yakından tanımakla birlikte, şahsi beğenisinde Batı klasik müziği ve opera belirgin bir yer tutmaktadır.

    Yıldız Sarayı bünyesinde inşa ettirdiği Yıldız Saray Tiyatrosu, dönemin dünyaca ünlü opera ve tiyatro topluluklarını ağırlamıştır. Bellini, Verdi ve Offenbach gibi bestecilerin eserlerini yakından takip eden Sultan, saray mızıkasına da bu doğrultuda yön vermiştir. Kendi ifadesiyle Alaturka musikinin insanı dinlendirmekten ziyade hüzünlendirdiğini, Alafranga musikinin ise çalışma şevki ve canlılık kattığını belirtmesi, onun Batı tarzı müziğe bakışını özetler niteliktedir.

    Fotoğrafçılık ve Yıldız Albümleri: Görsel Hafızanın inşası

    II. Abdülhamid’in sanata olan bir diğer büyük katkısı ise fotoğrafçılığa ve görsel belgelemeye verdiği destektir. Fotoğrafı sadece bir görsel sanat olarak değil, aynı zamanda imparatorluğun fiziki ve sosyal durumunu kayıt altına alan stratejik bir araç olarak değerlendirmiştir.

    Yıldız Sarayı’nda oluşturulan ve binlerce fotoğraftan meydana gelen Yıldız Albümleri, dönemin Osmanlı coğrafyasındaki mimari eserleri, eğitim kurumlarını, askeri kışlaları ve toplumsal hayatı en ince ayrıntısına kadar belgelemiştir. Abdullah Biraderler ve Febus Efendi gibi dönemin öncü fotoğrafçılarını destekleyerek Osmanlı görsel arşivciliğine çağ atlatmıştır.

    Polisiye Edebiyat Tutkusu

    Sultan’ın edebi merakı da en az diğer sanat kollarına olan ilgisi kadar şahsına münhasırdır. Doğu klasiklerinin yanı sıra Batı edebiyatına, özellikle de yeni gelişmekte olan polisiye roman türüne büyük bir tutkuyla bağlıydı. Arthur Conan Doyle’un dünyaca ünlü karakteri Sherlock Holmes hikayeleri başta olmak üzere, yüzlerce polisiye romanı Müteferrikametrisler kanalıyla Türkçeye tercüme ettirerek kendisine okutmuştur. Polisiye edebiyatın gerektirdiği mantık yürütme, detay analizi ve sebep-sonuç ilişkileri, Sultan’ın yönetim anlayışındaki analitik yaklaşımla da örtüşmektedir.

    Sonuç

    Sultan II. Abdülhamid, 19. yüzyılın sonundaki kültürel ve siyasi dönüşümün tam merkezinde duran bir figürdür. ince marangozluk işçiliğinden saray operasına, polisiye roman koleksiyonculuğundan devasa fotoğraf arşivlerine uzanan bu geniş yelpaze, onun hem Doğu mirasına sahip çıkan hem de Batı’nın modern estetik formlarını benimseyen sentetik zihniyetini net bir şekilde ortaya koymaktadır.
    0 ...