din ve ahlak

entry31 galeri
    29.
  1. ahlakı yıllarca “namaz kılıyor mu, içki içiyor mu, karısı nasıl giyiniyor?” seviyesine indirirseniz sonunda böyle bir garabet çıkıyor.

    adamın ahlak anlayışında yalan söylemek ikinci planda, bira içmek felaket.
    kul hakkı yemek sorun değil, ramazanda su içmek büyük mesele.

    torpil yapar, akrabasını işe sokar, vergi kaçırır, işçinin hakkını ezer;

    sonra iki ayet paylaşınca kendini ahlak timsali sanır.

    çünkü bunların bir kısmı ahlaklı olmayı değil, ahlak zabıtası olmayı seviyor.

    kendi hayatındaki pisliği temizlemek zor geliyor; milletin eteğinin boyunu ölçmek daha kolay.

    asıl trajikomik tarafı da şu:
    ahlaksızlığı bile dini kelimelerle paketlemeyi öğrendiler.

    torpilin adı “bizim çocuklara sahip çıkmak”,
    çıkarcılığın adı “dava”,
    itaatin adı “sadakat”,
    zenginleşmenin adı “allah verdi”,
    hesap soranın adı da hemen “din düşmanı”.

    böylece vicdan denen şey yavaş yavaş devreden çıkıyor. çünkü adam zaten kendisini otomatik olarak “iyi tarafta” görüyor. yaptığı kötülüğü sorgulamasına gerek kalmıyor.

    oysa ahlak dediğin şey başkasının rakı bardağıyla, mini eteğiyle, yatak odasıyla uğraşmak değildir.

    ahlak; eline fırsat geçtiğinde çalmamak, güç sende olduğunda ezmemek, kimse görmediğinde de namuslu kalabilmektir.
    0 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2026 uludağ sözlük