Yine konuştuğum kimse yok. Kendi içime fısıldayıp duruyorum. Düşüncelerimi aktarmak için elimdeki seçeneklerden hiçbirine elim gitmiyor. Herkese kırgın olduğum farklı farklı noktalar var gibi. Halihazırda bunları hissederken insan kafasının en derinindeki düşüncelerini öylece ortaya atamıyor. Ananemi kaybettik dün. Annemden sonra kızı gibi hissetmeye o kadar kendimi vermişim ki bilmiyorum her şey tuzla buz olmuş gibi hissettiriyor. Dün öğleden beridir ağlamıyorum. Aksine o kadar sinirliyim ki. Tek tek her bir insana öylece sinirliyim. Yine şu an tam olarak algılayamayacağım ama zamana yayarak durup durup hissedeceğim bi acı ve boşluk hissine kapılacağım. insan yası artık anladı sanıyor. Ama her seferinde farklı hissettiriyor. Sonu gelen bir süreç değil, kaldı ki karşı karşıya olduğun durumu tam olarak kavrayamadığın bir durumda. Ölümü hala anlayamıyorum. Hakkında ne düşüneceğimi bilmiyorum. Mezarlıklar, mezarlar hiçbir şey hissettirmiyor. Annemin üstüne toprak attıklarından başka hiçbir şey düşünemediğim, her gece gidip mezarını kazıp onu çıkartmak istediğim, ya ölmediyse ve toprağın altında uyandıysa diye kaygılandığım, adım adım çürüdüğünü düşünmeyi bırakamadığım o aylar ve yıllardan sonra şu an artık ölümü ve acıyı en az hissedebildiğim yer mezarlık. Ananemi de annemin yanına defnedecekler. Birazdan onu yıkamaya götüreceğiz. Gitmeden açık çiçekçi bulmaya çalışacağım. Köydeki çiçeklerini ondan başkası sulamazdı, artık mezarına koymak için nerden çiçek bulacağım? Öfkeli hissediyorum.