canı sıkılan ve kendine meşgale arayan bir dalyaraktı....
izin gününe denk geldiği için ve bölge küçük ve sikindirik bir yer olduğundan, bu akıllı
abi(!) kendini yeni gelen askerlerle güya taşak geçmeye karar vermiş-ti, turuncu kafalı asteğmen...
1 saatlik askerim.
kamuflaj bile verilmemiş... girişte işlemler vs.
be dalyarak, tanımadığın herkese ne diye iş koyarsın! soran yok tabi....
bizden 1-2 yaş büyük... kelime kaşarı herif...
istanbul muhabbeti olunca, bayrampaşadan girdi, hacı hüsrevden çıktı...
herkese salça tabi.
çok da ikaz etmeye gerek duymadım....
o da benim gibi bir er di bana göre.
çok ağız dalaşına veya karı kavgasına gerek yoktu.... en kısa yolda almalıydım havasını!
en kötü ''ona olan bana da olur''du vs. diye düşünüyordum.
burnuna yediği beklemediği bir kafa darbesi tüm standup gösterisini bozmuş ve 3 gün rapora mal olmuştu ona.
rütbeli olduğıunu duyunca şimdi sakata geldik ve askerlik uzadı diye o biçim tırstım tabi.
kendi kaşarlığını bildiğinden yüzlerce kişinin önünde sadece özür dileterek kapanmıştı mevzu.
ceza aldırabilir ve sonrasında acemi birliği süresince bana ızdırap da olabilirdi, allah var olmadı.
eğitim birliği komutanı olmasına rağmen işi olmadı benle.
o an için kendi adiliğinin farkında olan bir ''delikanlı asteğmen'' olarak kaldı hatıralarımda.