objektif bir değerlendirme yapıldığında; sadece kazandıkları zaferlerin büyüklüğüyle değil, askeri stratejiye getirdikleri yenilikler, lojistik deha ve imkansız görünen coğrafi/sayısal dezavantajları lehlerine çevirme becerileriyle öne çıkan üç isimdir.
1. hannibal barca
roma gibi bir askeri devi kendi evinde, 16 yıl boyunca ağır hezimetlere uğratmış eşsiz bir stratejist. cannae muharebesi'nde uyguladığı çift taraflı kuşatma (hilal/zarf taktiği), bugün bile dünya harp akademilerinde "kusursuz taktik" olarak derslerde okutulmaktadır. fillerle alpleri aşma cüreti ve sayıca çok üstün roma lejyonlarını zekasıyla imha etmesi onu listenin en başına koymaya yeter.
2. büyük iskender (alexander)
katıldığı hiçbir meydan savaşını kaybetmemiş olması başlı başına bir fenomendir. gavgamela savaşı'nda kendisinden katbekat kalabalık olan pers ordusunun merkezine yaptığı o efsanevi süvari hücumu, askeri zamanlama dersidir. macedonian phalanx düzenini fevkalade bir mobilite ile harmanlamış, sadece bir komutan değil, aynı zamanda ordusunun en önünde dövüşen bir saha lideri olmuştur.
3. mete han
dünya askeri tarihinin en köklü ve etkili disiplini olan "onlu sistem"in kurucusudur. bugün modern dünya ordularının (manga, bölük, tabur, tugay) kullandığı hiyerarşik yapılanma tamamen onun dehasının ürünüdür. birikmiş türk harp doktrinini, "ıslıklı ok" gibi psikolojik harp unsurlarıyla ve sahte ricat (turan taktiği) ile birleştirerek bozkır savaş sanatını küresel bir kritere dönüştürmüştür.
not: bu liste şahsi askeri tarih okumalarım ve kronolojik analizlerim doğrultusunda şekillenmiştir; napolyon, sezar veya halid bin velid gibi devlerin dehasını gölgelemez ama stratejik dönüşüm açısından bu üçlü benim için her zaman bir adım öndedir.