hiç şüphesiz 330 yılı, yani büyük konstantin'in (i. konstantinos) yeni roma'yı (konstantinopolis) resmen imparatorluk başkenti yaptığı ve görkemli açılış törenlerinin düzenlendiği gündür.
tarihsel süreci ve kronolojiyi takip eden biri olarak; antik dünyanın çöküşüne ve orta çağ'ın doğuşuna tam o kırılma anında tanıklık etmek muazzam bir deneyim olurdu.
özellikle gitmek isteme nedenlerim:
1. imparatorluğun eksen değişimini gözlemlemek: bin yıllık roma medeniyetinin yönünü doğuya çevirdiği, pagan semboller ile hristiyan ritüellerinin aynı sokakta ilk kez bu kadar iç içe geçtiği o benzersiz dönüşüm atmosferini solumak.
2. şehrin bakir halini görmek: hipodrom'daki at yarışlarını, mısır'dan ve yunanistan'dan henüz yeni getirilip dikilen obeliskleri ve agora alanlarını ilk günkü ihtişamıyla izlemek.
3. tarihsel kayıtları doğrulamak: yazılı kaynaklarda geçen detayların ne kadarının gerçek, ne kadarının sonradan kurgulanmış anlatılar olduğunu kendi gözlerimle birinci elden teyit edebilmek.
kısacası; medeniyetler tarihinin akışını değiştiren, doğu ile batı'nın kaderini tam ortadan ikiye bölen o birkaç günü canlı kanlı yaşamak, tarihin arka odalarına yolculuk yapmak isteyen biri için zirve noktadır.