yabancı

entry110 galeri
    107.
  1. Meursault öyle klasik roman kahramanı falan değil. Adamın en büyük olayı hiç rol yapmaması. Annesi ölüyor, ağlamıiyor, sevgilisi evlenelim diyor, "olur" diyor; birini öldürüyor, sanki hava durumu anlatır gibi anlatıyor. ilk başta "bu adam ruhsuz" diyorsun ama roman ilerledikçe aslında çevresindeki herkesin ezber cümlelerle yaşadığını fark ediyorsun.

    Camus burada "hayatın bir anlamı var mı?" diye bağırmıyor, daha çok "belki de yok, peki ne yapacağız?" diye soruyor. Meursault'nun mahkemesi de cinayet davasından çok karakter davasına dönüşüyor. Adamı, işlediği suçtan çok toplumun beklediği gibi davranmadığı için yargılıyorlar. Annesinin cenazesinde sigara içmesi neredeyse cinayetten daha büyük mesele oluyor.

    Romanın dili de tam Meursault gibi: kuru, süssüz, duygusuz. Kimine göre sıkıcı, kimine göre de vurucu. Zaten kitabın etkisi olaylarda değil, okuduktan sonra kafanda dönmeye başlayan sorularda.
    0 ...