eksiklik teoremi

entry7 galeri
    7.
  1. şu gödel denen adamı düşününce hâlâ sinir oluyorum. adam kalkmış, matematiğin en sağlam, en pırıl pırıl sistemini kurmuş gibi duran o kocaman binaya girmiş, kapıya da kocaman “burası kendi kendini tutarlı gösteremez, bir yerden hep delik kalacak” diye yazıp çıkmış. hem de ispatla. hem de o delik, sistemin içinde zaten varmış da biz göremiyormuşuz. yazık. resmen “beni çözün bakalım dahiler” demiş ve hepsini terletmiş.

    her şeyi aksiyomlarla, kurallarla, ispat zincirleriyle diziyorsun. aritmetik bile yapsın, her soru cevaplansın istiyorsun. “tamam bu sistemle kainatı bile anlarız” diyorsun. derken sistem dönüp sana “peki ben? ben tutarlı mıyım? bunu da ispatla” diyor. ya susuyor ya da fazla konuşursa kendi ayağına sıkıyor. ikisi de aynı boktan sonuç. işte o an anlıyorsun ki, ne kadar büyük ne kadar mükemmel kurarsan kur, içinde hep bi “kanıtlanamaz doğru” kalıyor.

    hayat da aynen öyle be. bütün planları yapmışsın, ilişkileri, işleri, “bundan sonra şöyle olacak” demişsin, sabah uyanıyorsun, bi bakıyorsun o küçük “yanlış mı yaptım” sorusu her şeyi delik deşik ediyor. kapatamıyorsun. çünkü kapatırsan sistem çöküyor.

    “ulan her şeyi bilemeyeceğiz mi?” hissi. o his polimer gibi yapışıyor adama, bırakmıyor. kemik kırılma oranımı hesapladım geçen gün, dört buçuk yılda bi tarafım gidiyor ama o kırıkları “tam” ispat edemiyorum, hep bi yüzde kırk eksik kalıyor. gülüyorum kendi kendime. çünkü o eksiklik olmasa her şey o kadar sıkıcı olurdu ki, her kapı önceden açılmış, her soru önceden cevaplı… ne tadı kalırdı ki yaşamın?

    eczaneye gittim bi ara, “bana bi şey verin de bu boşlukları doldursun” diye içimden geçiriyorum. yok öyle bi ilaç. concerta bile yetmiyor. sistem kendi çelişkisini taşımak zorunda. biz de öyle taşıyoruz işte. o yüzden bazen o boşluğa bakıp “tamam kanka anlaştık, sen dur orada” diyorum. eksik kalıyoruz. ama o eksiklik güzel bi şey lan. en azından bi yerden rüzgâr esiyor hâlâ, bi yerden ışık sızıyor. yoksa her şey camdan bi fanus olurdu, içinde nefes bile alamazdık.

    evet. o kadar.
    4 ...