dekadans

entry74 galeri
    74.
  1. bazen hayat aslında kötü gitmiyor. sadece tadı kaçıyor. dışarıdan baktığında her şey normal işler yürüyor, sohbetler devam ediyor, yüzünde de hafif bir gülümseme var. ama içeride bir yerlerde bir şeyin sesi iyice kısılmış. neyin eksik olduğunu tam açıklayamıyorsun, çünkü ortada büyük bir sorun yok. sadece hiçbir şey eskisi gibi hissettirmiyor. dekadans biraz da bu işte. büyük bir çöküş değil daha çok derin bir yorgunluk.

    her şeyi fazla görmüş olmanın getirdiği ağır bir doygunluk. artık hiçbir şey seni ilk defa yaşıyormuş gibi yakalamıyor. güzel şeyler bile tanıdık geliyor, tanıdık olan da zamanla etkisini kaybediyor. o yüzden oscar wilde gibi isimlerdeki o aşırı incelik, o estetik takıntısı boşuna değil. içeride anlam yavaş yavaş erirken insan biçime sarılıyor. dışarıyı daha parlak, daha kusursuz göstermeye çalışıyor. ama o parlaklığın altında hafif bir sarkma, küçük bir gevşeklik hep duruyor.

    günlük hayatta da birden yakalıyor insanı. bir şeyin seni artık heyecanlandırmadığını fark ediyorsun ama bırakamıyorsun da. bırakırsan boşluk daha sert vuruyor çünkü. aynı şarkıları dinliyorsun, aynı yerlere gidiyorsun, aynı cümleleri tekrar ediyorsun. değiştirecek enerji çoktan bitmiş.

    ne tuhaftır ki bu durum seni dağıtmıyor bile. aksine sakin, kontrollü bir hali var. nabız atıyor ama hiç yükselmiyor. her şey “idare eder” seviyesinde kalıyor.
    dekadans tam olarak o düz çizgi. ne dibe vuruyorsun ne de gerçekten yaşıyorsun. ve insan bazen en çok orada takılı kalıyor. çünkü çıkmak için önce bu yeterli değil demen lazım. oysa dekadans kulağına fısıltıyla diyor ki:

    “yeterli zaten lan. devam et. devam et.”
    4 ...