germinal

entry45 galeri
    45.
  1. okurken gerçekten boğuluyorsun. maden ocaklarının o ağır, tozlu havasını, kömürün ciğerlerine yapışmasını - yeraltında geçen her saatin insanı nasıl ezip bitirdiğini öyle güzel anlatıyor ki, kitabı elimden bırakıp derin bir nefes alma ihtiyacı duyduğum çok oldu. ama roman sadece acıdan ibaret değil. tam tersine, en karanlık yerde bile için için yanan bir öfke ve umut var. germinal kelimesi zaten baharın ilk filizini, toprağı yararak çıkan tohumu anlatıyor. zola da tam bunu söylüyor bence: ezilenlerin içinde o direnç tohumu var ve bir gün mutlaka toprağı delecek.

    okuduğum da ister istemez türkiye’yi düşündüm. soma’yı, ermenek’i, amasra’yı… aynı maden faciaları, aynı ucuz iş gücü hesabı, aynı sessiz çığlıklar. aradan 140 küsur yıl geçmiş ama ezilen emekçiyle patron arasındaki o uçurum hâlâ aynı yerde duruyor. bu yüzden kitap bence sadece 19. yüzyıl fransa’sı değil, hâlâ çok güncel ve çok yerli bir hikâye. sınıf farkı, emek, adalet, sömürü ve başkaldırı gibi konulara duyarlıysan kesinlikle oku derim. bitirdiğinde “ulan bunlar hâlâ oluyor” diye düşünüp bir süre öfkeyle dalıyorsun.
    3 ...