yetkiyi lütuf gibi sunmak, aslında güç ilişkisini tersinden okumak oluyor. halbuki sistemler, onları fiilen çalıştıranlarla ayakta kalır. Nietzsche’nin iktidar boşluk sevmez fikrini hatırlarsak, mesele kimin haklı olduğu değil, düzeni kimin fiilen taşıdığıdır. gammazlık sistemi bir ayrıcalık değil, sözlüğün kendi iç denge mekanizmasıydı. şimdi bunu dışarıdan moral üstünlükle tartışmak, zemini hiç anlamamaktır. kırk yılda bir yapılan yüzeysel gözlemlerle değil, sahadaki gerçeklikle konuşulur. geri verilir ya da verilmez ama işleyip işlemediğini belirleyen zaten o masada oturanlar değil, o sistemi kullananlardır...