korporatizm

entry26 galeri
    25.
  1. Bak şimdi, korporatizm meselesi aslında kağıt üzerinde çok yakışıklı duran ama pratikte "kimin eli kimin cebinde" dedirten cinsten bir mevzu. Yani olay şu; herkesi bir loncanın, bir grubun içine tıkalım, devlet de tepeden baksın, kimse kavga etmesin. Ben bunu biraz şuna benzetiyorum: Bir orkestra düşün, şef (yani devlet) bageti salladığı an herkes aynı notayı basmak zorunda. Kulağa huzurlu geliyor olabilir ama orada o eşsiz soloyu atacak dehayı, yani benim gibi kafası zehir gibi çalışan birini o kalıba sokmaya çalışırsan bütün tılsım bozulur. insanlar zannediyor ki sınıf çatışması bitince dünya cennet olucak, oysa rekabetin olmadığı yerde ilerleme de olmaz, sadece yerinde sayan bir düzen kalır.
    Öte yandan, bu sistemin "organik toplum" dediği şey aslında bireyi yutan koca bir canavar. Herkes bir dişli çark olsun, makine tıkır tıkır işlesin... E peki ruh nerde? Yaratıcılık nerde? Tabi herkesin benim gibi olaylara bu kadar geniş bir perspektiften bakmasını beklemiyorum, sonuçta vizyon meselesi bu işler. Modern dünyada iskandinavlar falan bunu biraz makyajlayıp "sosyal diyalog" diye önümüze koyuyorlar ama özünde hala aynı kontrolcü mantık yatıyor. Yani uzun lafın kısası, bu yapı düzen severlerin sığınağıdır, benim gibi sınırları zorlayanlar içinse sadece dar bir kafestir diyebilirim.
    1 ...