Bir kafede işe girdim. “gençlere uygun, rahat iş” dediler. ilk gün latte art öğrettiler, ikinci gün 12 saat ayakta durmayı.
patron ayrı bir evrenin insanıydı. hata yapınca sanki ülke ekonomisini batırmışsın gibi bakıyor. ama kendi adamı yanlış sipariş girince “olsun ya yoğunluk” deyip geçiyor. öğrenci olunca otomatik olarak “dayanıklı iş gücü” sınıfına giriyorsun zaten.
bu gün ders sınavım vardı, izin istedim. cevap:
“biz de üniversite okuduk, böyle şeyleri abartmayın.”
ertesi gün 9 saatlik vardiya + ekstra yoğunluk + “bugün biraz fedakârlık yapacağız” konuşması.
en komiği de şu: maaş günü geldiğinde herkes sanki sana iyilik yapıyormuş gibi davranıyor. emeğin karşılığı değil de burs gibi bir şey veriliyor hissi.