ludwig wittgenstein

entry95 galeri
    95.
  1. bir yerde kelimelere güveni kırılmış bir adam. ama bırakamıyor da. çünkü elinde başka alet yok. marangozsun, elindeki bütün aletler yamuk, yine de masa yapmaya çalışıyorsun. gençken dünya budur diye cümle kuran biri, yaş ilerledikçe dönüp kendi cümlesine şüpheyle bakıyor. ben bunu neye göre söyledim? diye didiklemeye başlıyor. o meşhur dil oyunları meselesi de biraz buradan geliyor gibi. oyun falan değil aslında, bayağı bir sıkışmışlık.

    bizde iş başka yürüyor mesela. biri konuşurken cümlenin yapısını falan analiz etmiyorsun. daha ikinci kelimede çözüyorsun niyetini. bu sitem edecek, bu bir şey isteyecek, bu laf sokacak. kelimeyi tam duymadan yakalıyorsun derdini. çünkü yarım konuşulan, ima edilen, dolandırılan bir dilin içinde büyüyorsun. beyin otomatik tamamlıyor eksikleri. o yüzden yüklem başta mı sonda mı, çok da umurunda olmuyor. mesele kelime değil, bağlam.

    wittgenstein da geç dönemde buraya yanaşıyor aslında. anlam kullanımdadır diyor. kelime tek başına bir şey ifade etmez, nasıl ve nerede kullanıldığıyla anlam kazanır. doğru. ama yine de çözümü kelimenin içinde arıyor. çerçeveyi inceliyor, sınır çiziyor, haritayı düzeltiyor.

    ama bazen haritayı bırakınca daha net görüyorsun. kelimeler işaret sadece. tabela gibi. aşk, adalet, doğru yazıyor üstünde. herkes aynı tabelayı okuyor ama yürüdüğü yol bambaşka. sonra da tartışıyoruz. kelimeler aynı, yaşanan şeyler başka.

    bir de şöyle bir yanı var bunun. kelimeler fazla ciddiye alınınca insana sahte bir kontrol hissi veriyor. adını koydum, çözdüm sanıyorsun. halbuki çoğu zaman sadece etiket yapıştırıyorsun. içeride hiçbir şey değişmiyor.

    gerçek iletişim zaten çoğu zaman cümlede değil. o küçük kaymada, sesin titremesinde, duraksamada. biri iyiyim diyor mesela. kelimeye bakarsan mesele yok. ama ses titrek, tonuna bakınca hikâye bitmiş.

    belki de wittgenstein’ın bütün derdi buydu. biz neden kelimeye bakıp gerisini ıskalıyoruz diye.
    özetle kelimeler harita. ama çoğu insan haritaya bakıp yolu yürüdüğünü sanıyor. yolu yürüyen az.
    4 ...