vazgeçmek

entry374 galeri
    370.
  1. yön değiştirmektir. rotayı korumanın değil, gemiyi batmaktan kurtarmanın yoludur. bırak onlar kaçış olarak görsün. gerçek uzmanlık yelkenleri ne zaman indirdiğini bilmektir. başarılı insanların çoğunun sırrı da budur aslında, ne kadar ileri gideceğini değil, ne zaman “burası yeter” diyeceğini iyi sezenlerdir.

    beklentilerden vazgeçersin.
    çünkü bir noktadan sonra kapıyı her açışında aynı soğuk hava eser içeri. ne kadar üflesen, ne kadar sobayı yaksan, o oda ısınmaz. sen verirken o alır, sen beklerken o unutur. “belki değişir” diye kendini kandırdığın her gün, aslında kendi ışığını biraz daha karartırsın. vazgeçmek burada korkaklık değil, kendine saygıdır. sonsuza dek “acaba” diye kan kaybetmek istiyorsan, o başka. o zaman devam et, kendi kendine dikenli tel örmeye. ama normal insanlar bir yerden sonra “yeter” der ve kapıyı usulca kapatır.

    emeklerinden vazgeçersin.
    çünkü bazı bahçelerde ne kadar sulasan, ne kadar gübre versen, toprağın altında taşlardan başka bir şey bitmez. emek verdikçe sömürülürsün, sadakat gösterdikçe “beklentilerin yüksek” denir. tünelin ucundaki o ışık, gün geçtikçe daha çok trene benzer. raylar titremeye başladığında inmek en mantıklısıdır. bu yenilgi değildir. bu, oyunun kurallarını sonunda okumuş olmaktır. patronunun masasındaki bitkiyi sulamaya devam etmek yerine, kendi tohumlarını başka bir toprağa ekmek özgürlüğüdür.

    alıştığın yerlerden vazgeçersin.
    bazı sokaklar seni her geçtiğinde omzuna eski bir yük bindirir. o kahve dükkanının kokusu, o köşedeki bank, o apartmanın merdivenleri… hepsi artık güzel anılardan ziyade, yarım kalmış cümleler gibi boğazına düğümlenir. orada nefes almak yerine, ciğerlerini başka bir havayla doldurmak istersin. “kaçtı” derler arkandan. boş ver, desinler. bazen en büyük cesaret, tanıdık acının içinde kalmak değil, bilinmez bir huzura doğru ilk adımı atmaktır. giderken anahtarı iade etmek yeter; ampulleri sökmene gerek yok, zaten ışık orada seninle yanmıyordu.

    vazgeçmek, zamanlamadır.
    çok erken bırakırsan pişmanlık olur, çok geç bırakırsan yara derinleşir. en zoru da tam o ince çizgiyi yakalamaktır. bazen içindeki ses “biraz daha” der, bazen “artık yeter” diye fısıldar. hangisini dinleyeceğini bilmek, hayatın en sessiz ama en önemli sanatıdır.

    o yüzden.
    kendinize karşı nazik olun.
    gerektiğinde vazgeçin.
    bırakmak da bir çeşit sevmektir çünkü; bu sefer kendini sevmek.*
    2 ...
bu entry yorumlara kapalı.
© 2026 uludağ sözlük