ah neydi sendeki o sihirli şey. yüzün uzak diyarlardan göç etmiş bir meleğinkini andırıyordu. yorgun ama bir o kadar iyimser. ellerin, ellerin ise sadece güzel şeylere dokunmuş gibiydi bugüne kadar. sanki sen hiç kötü bir şey yapmamışsın gibi. gözlerin sadece sonsuz denizlere bakmış doyasıya. yüreğin ise bir kanaryanınki kadar narin. dur dur kırılma, kanaryaları çok sevdiğimden böyle dedim.
tenini hayal ediyorum. dokunabileceğimden emin olmak için dünyaları şu an feda edebileceğim tenini. kimbilir dokunduğum an, ruhuma doğru ne mutluluklar saçılacak. yüzünü okşadığımı hayal ediyorum. bütün hassaslığımla, bütün hassaslığına dokunabildiğim o anları hayalimde tekrar tekrar farklı senaryolar eşliğinde canlandırıyorum. dur kızma hemen, ben bu hayalleri ölesiye seviyorum.
belki sen ve ben, kendimize bir dünya yaratabiliriz. birbirimize sarıldığımız an, sadece ikimizin var olduğu bir dünyaya gidiveririz daha gözümüzü kapayıp açamadan. belki o dünyada sen ve ben; sana ve bana benzeyen canlılara bütün sevgimizi veririz.
belki sen ve ben, birbirimizin kucağında aynı anda göz göze, yarattığımız dünyadaki mutlu yıllarımızı düşünerek sessizce can veririz.