hücreye Beykoz'dan Dev-Sol sempatizanı bir genç getirdiler...
filistin askısı, tazyikli soğuk su, elektrik, cop faslı, tekme tokat gibi, oraya gelenlerin başına gelenlerden geçmiş bir genç...
büyük bir şok yaşıyordu...
tecavüz etmekle tehdit etmişler ve tehditlerini pekiştirmek için fiiliyata geçer gibi yapmışlardı...
aslında bu adamlar fırsat bulsalar aynı şeyi birbirlerine de yaparlardı... işi tehdit plânında bırakmaları, elbette ahlâkî telâkkilerinden değildi.
O genç, müthiş hayretler içinde kafasını iki yana sallayarak tekrarlıyordu:
- "inanamıyorum ağabey!..
bu insanlar karılarına-çocuklarına kanlı ekmeği nasıl yediriyorlar... Karıları-çocukları bu pislere nasıl sarılıyor?.."
Büyük muamma!.. Veya şu basit hikâye:
"Davul dengi dengine çalar!"