babamın öldüğü yaştayım

entry24 galeri
    24.
  1. 6 mart 1996.

    benim için takvimdeki sıradan bir tarih değil. çünkü o gün, henüz üç buçuk yaşında bir çocukken babamı kaybettim. insanın hafızası o yaşları tutmuyor; ne sesini hatırlıyorum, ne yürüyüşünü, ne de bana nasıl baktığını. ama tuhaf bir şekilde, hayatım boyunca onu tanımaya çalıştım. hem de hiç hatırlamadığım bir insanı.

    babamı ben hatırlamıyorum ama insanlar hatırlıyor. yıllar boyunca karşıma çıkan herkes aynı şeyleri söyledi: “çok iyi bir insandı”, “kimseyi kırmazdı”, “yardım etmeyi severdi”, “adam gibi adamdı.” bazen birinin gözünde hafif bir gülümsemeyle, bazen de eski bir dostun iç çekişiyle anlatıldı bana. ben de o anlatılan parçaları bir araya getirip zihnimde bir baba portresi oluşturmaya çalıştım.

    sanki bir insanı değil de, eksik sayfaları olan bir kitabı tamamlamaya çalışır gibi.

    şimdi hayatımın garip bir dönemindeyim. insanın “keşke konuşabilseydim” dediği zamanlardan biri. eşimle aramın soğuduğu, iş hayatımda aile dediğim insanlardan kazık yediğim, sağlığımın bir anda dağıldığı bir dönem. aynaya baktığımda saçlarımda ilk beyazı gördüm geçenlerde. belki çoğu insan için küçük bir şeydir ama benim için zamanın bir anda omzuma çöktüğü bir an gibiydi.

    işte tam o anlarda aklıma hep aynı düşünce geliyor.

    “keşke babam olsaydı.”

    oturup konuşabileceğim biri. bana akıl verecek biri değil belki; bazen sadece susup dinleyecek biri. insanın hayatında bazı anlar vardır, güçlü görünmekten yorulur. omzunu koyabileceği bir yere ihtiyaç duyar.

    benim o omuzum hiç olmadı.

    bazen düşünüyorum, acaba bugünleri görse bana ne derdi diye. “sabret oğlum” mu derdi, “dik dur” mu derdi, yoksa sadece sırtıma bir kere vurup “geçer” mi derdi… bilmiyorum. ama bildiğim tek bir şey var: onu tanıyan herkes iyi bir insan olduğunu söylüyorsa, muhtemelen bana da iyi bir yol göstermeye çalışırdı.

    insan bazen hiç tanımadığı birini özleyebiliyormuş. hem de hayatı boyunca.

    6 mart benim için sadece bir ölüm yıldönümü değil. aynı zamanda hiç yaşayamadığım bir ilişkinin, hiç soramadığım soruların ve hiç anlatamadığım dertlerin tarihi.

    ve garip bir şekilde, aradan geçen onca yıla rağmen bazı günler hâlâ içimden şu cümle geçiyor:

    “baba, bugünlerde gerçekten sana ihtiyacım var.”

    bir sen olmak için 13 yıl daha… huzur içinde uyu babam!
    2 ...