doğu karadeniz’in kör itin öldüğü yerdeki bir dağ köyünde 57 mevcutlu bir ilk okulun birleştirilmiş bir sınıfında çok da birleştirilememiş bölük pörçük bir hikayesidir bu.
benden 1 yaş büyüktü figen. bilenler bilir o çağlarda 1 yaş 1 koca asır gibiydi sanki. her şeyi biliyordu figen benim gözümde, 2. sınıftı çünkü boru değil. 2. sınıf ulan. kız cayır cayır okuyup yazabilirken senin gözünde harfler rakamlar anlamsız şekillerden ibaret. kalem dahi tutamıyorsun doğru düzgün. figen öyle değil, kalemi baş işaret ve orta parmakların arasında tutturmaya çalışıyor güzel eliyle. eli değerken eline kalbin yerinden çıkacak gibi oluyor yüzünü bir ateş basıyor sanki.
ama kast sistemi var figenle senin aranda. figen okul müdürünün kızı. figenin defterindeki o kırmızı satırbaşı çizgisi fabrikasyon, sen cetvelle yampiri yumpiri çizmişsin. bir de figen’in önlüğünün yakası ipeğimsi saten. üstünde a b c ve 1 2 3 nakışları var senin yakan ise etamin.
yerli malı haftası kutlanıyor. figenin annesi fındıklı un kurabiyesi yapmış. hani üstüne telveli kahve fincanı bastırılıp ortasına fındık konulan ve yerken dilin damağına yapışıp zerre haysiyet koymayan kurabiyelerden. hani yerken birşey diyecek olsan ağzının içinde dil çevirmek mümkün olmaz ya hebele hübele edersin öyle bir izzetinefissiz kurabiye.
senin başında anan bile yok. nenen kete yapmış, hiç kete fındıklı un kurabiyesine eş mi?
yıllar yıllar sonra istanbul’a atanıyorsun, figen de istanbul’da doktor. koltuğunun altında un kurabiyesi figen’i görmeye gidiyorsun. salak işte sanki geçmişin intikamını alacak benim başıma. olm karı yoğunluktan dününü unutmuş 20 sene öncesini nerden hatırlasın, kurabiye ne alaka diyor.
bir de evlenmiş zaten, küçük kalmış ama boydan. nasıl desem 1.45 filan. küçükken bak bak bitmezdi.
yarım yamalak köyden okuldan eskilerden filan konuşup olaysız dağılıyoruz. figen eski zerafeti kalmayan tombik elleriyle ağzından unlar saça saça bunu saymam ama bi daha beklerim gibisinden bişeyler geveliyor. he olur deyip telefonlarımızı alıp vedalaşıyoruz.
aylar sonra gecenin bir yarısı arıyor. kafandaki tüm saçma senaryoları def edip açtığında ağlayan sesiyle acil gel diyor. acil gidiyorsun tabi. figen bir yandan da kıyısından köşesinden senin akraban.
tatk tak tak tak seriye bağlayıp kapıyı çalıyorsun. ağzı burnu dağılmış bir vaziyette kapıyı açıyor. kocası dövmüş, kocası da 1.63 filan. allah’ın vitaminsizi.
o an başın dönüyor, kulakların çınlıyor, gözlerin kararıyor, şakakların atıyor. hani cinnet hali olur ya öyle birşey varsa o an yaşadım sanki.