Üniversiteye başladığımda çoğu öğrencinin yaptığını öğrendiğim, öneri geldiğinde reddettiğim ve başvurmak istediğimde işleme alınmadan küçümsendiğimdir.
Maddi durumu oldukça iyiyken “kim kontrol edecek” diyerek sallama bilgilerle burs alanlardan tutun, yasak olmasına rağmen birden fazla bursu cebe atanları gördü bu gözler. Gerçekten maddi durumu olmayan, bir seneyi aynı kıyafetle geçiren öğrenenler için ihtiyaçken; sigara, alkol ve cep telefonuna bu paranın harcandığına tanık olmak üzücü.
Üniversite son sınıfta dersin ortasında çağrıldım. danışman dedi ki: “herkes burs alıyor, baktık ki sen hiçbir yere başvurmamışsın. Halbuki başarılı bir öğrencisin. Düşündük, üniversite bursunu sana vermeyi uygun gördük” dediğinde uygun bir dille şunları söyleyerek reddettim: “ben burada ailemle yaşıyorum, geçim problemimiz yok. Uzaktan gelen, gerçekten çok ihtiyacı olan arkadaşlarım var. Onlara verirseniz daha uygun olur.”
Aynı mantıkla lisansüstü çalışmalarımı sürdürdüm. Ben çalışarak öğrenim görmek için insan üstü çaba sarf ederken, evinden TÜBiTAK bursuyla çıkarak derse gelen benden daha yüksek maaş alıyordu. Doktora tez dönemi aşırı masraflıydı, hiçbir akademisyenin yapmadığı kadar sahada kaldım. Sıfıra dayanırken, danışmanım dedi ki: “üniversite bursuna başvur, rahatlıkla alırsın. Hiç yoktan maddi açıdan zorluk yaşama.” Gittim enstitü sekreterliğine, burs başvurusunda bulunmak istediğimi söyleyince aldığım yanıt şu oldu: “koskoca üniversite kendi akademisyenine burs veremiyor, sana mı verecek?” Lanet olsun demedim; ama üzüldüm 17 yılımı verdiğim üniversite adına. Yabancı hayranlığıyla yurtdışı bursu alanlar, hiçbir yerden bulamazsa hemşehri derneklerine başvuranlardan olmadım. Belki de daha iyi oldu; hiç kimseye, hiçbir kuruma, hiçbir kuruluşa, hiçbir devlete maddi-manevi borçlanmadan öğrenimimi tamamladım.