fetö’nün mahalle (yönetici, temizlikçi, güvenlikçi, emlakçı, komşu) yapılanmasını bildiğimden önemini çoktan yitirmiş, aynı bölgeye birlikte konan insanları anlatan kavram.
çocukluğumda komşu demek; paran bittiğinde para veren, kapıda kaldığında evini açıp karnını doyuran, selam verip senin ve aile üyelerinin tek tek hal hatrını soran, kapısını çalıp çatkapı girerek sohbet edebileceğin/ derdini anlatabileceğin, müsaitlik durumunu çocukla sordurup akşam oturmaya gidebileceğin, mahallesini ve mahallelisini koruyup kollayan, evin eksiğini anında tedarik eden, akrabadan daha önce gelen ve ailenin emanet edebildiği… kişi demekti.
göç aldık/ göç verdik, kentsel yapılandık, öldük, çoğalıyoruz sanırken eksildik, yalnızlaştırıldık, sonradan gelenlerce yabancılaştırıldık, anılarla baş başa bırakıldık… ve mahallenin tadı tuzu kalmayınca taşındık.
Savaştan kaçan bir suriyeli kadın yaşadıklarını şöyle anlatmaya başlamıştı televizyonda: “bizler komşuluğa çok değer verirdik, çok iyi komşuluklarımız vardı. Üniversitelerde olaylar olmaya başlayınca aynı mahallede birlikte büyümüş gençler çatışmaya ve silahla birbirini vurmaya başladı. Vuran da bizden, vurulan da bizden…”