2026 yılında nafaka hesaplama mevzusu gerçekten insanların kafasını en çok karıştıran konulardan birine dönüştü. Kimse artık eskisi gibi kafadan bir rakam söyleyip “bu sene böyle olsun” şeklinde ilerleyemiyor çünkü memlekette fiyatlar, pazar, market, kiralar, ulaşım… hepsi sürekli yükseliyor ve herkes bu artışı somut şekilde hayatında hissediyor. Ben kendi çevremde bile görüyorum, adam 2023’te 2.500 – 3.000 TL ile verdiği nafaka ile çocuğun okul masrafını rahat götürüyordu, şimdi aynı para ile sadece market alışverişinin yarısı bile dolmuyor. Bu yüzden 2026 için nafaka hesaplayan insanlar artık daha realist bakıyor olaya. insanlar normal vatandaş mantığıyla oturup “geçen seneye göre kaç kat arttı bu ülkede hayat?” diye soruyor. Çünkü nafaka sadece eski eşe para vermek değil, çocuğun yaşayacağı ortamın, eğitim standardının, beslenme düzeninin, sağlık giderlerinin eskisiyle aynı kalabilmesini sağlama çabası. Ve bu gerçekten somut bir ihtiyaç. Yoksa nafaka “eski eşin keyfine para verme” gibi popülist yorumlar dönüyor internette ama gerçeğe baktığında nafaka tamamen ülkenin geçim gerçeğiyle ilgili bir mekanizma haline döndü.
işin komik tarafı şu; nafaka artışı mevzusu konuşulurken herkes bir anda ekonomist oluyor. Twitter uzmanları, kahvehanede oturanlar, aile grupları, herkes kendi kafasına göre “2026’da % ne kadar artacak biliyor musun?” diye yorum atıyor. Ama kimse resmi olarak açıklanan enflasyonun, TÜFE yıllık değişim oranlarının, asgari ücretin kaç kez güncellendiğinin, reel alım gücünün nasıl düştüğünün muhasebesini oturup yapmıyor. insanlar sadece “ben şu kadar veriyorum, artık yetmiyor, artırmam lazım” ya da “benim gelir aynı kaldı, nasıl daha fazla vereyim” kısmında sıkışmış durumda. Devletin açıkladığı oranlara bakmadan herkes kendi travmasını ekonomiye çeviriyor. 2026 yılında nafaka hesaplamak aslında psikolojik bir süreç bile. Çünkü herkes hissettiği ekonomik acıyı kendi nafakasına yansıtmak istiyor. Bir taraf “ben batıyorum” diyor, diğer taraf “ben ayakta kalamıyorum” diyor. Herkes haklı hissediyor çünkü ülkenin gerçekliği tam olarak bu. Çocuğu olanlar daha da hassas. “Benim çocuğum 2024’te hangi standartta yaşıyorduysa 2026’da da aynı standardı yaşasın” refleksi çok doğal bir refleks artık.
Bence 2026 yılında nafaka hesaplama meselesi şu noktaya evrildi: kimse hukuki formülün peşinde değil, herkes kendi yaşadığı ekonomik zorluğu karşı tarafa nasıl yansıtırım psikolojisinde. Çünkü biz artık ülkede sadece ekonomik değil toplumsal psikoloji olarak da sürekli bir savunma halindeyiz. insanlar geleceğe güvenmiyor, aylık giderini öngöremiyor, markete girerken korkuyor. Bu yüzden nafaka artışı bile artık sadece bir matematik değil, sosyal refleks oldu. insanlar 2026 rakamını hesaplamaya çalışırken aslında “ben kendimi korumak zorundayım” duygusu ile hareket ediyor. Ve bence bu yüzden bu konu bu kadar çok konuşuluyor. Nafaka, iki kişinin ilişkisi ya da kavgası gibi değil, herkesin derdinin kendisini gösterdiği ekonomik bir yansıma alanı oldu. 2026 nafaka hesaplamaları bu yüzden eskisi gibi teknik bir başlık değil, ülkenin toplumsal röntgeni gibi bir şey haline geldi artık.