Kutsal Kitap, putperestliği; belirli doğal ya da insan yapımı nesnelerde ilahi veya büyülü güçlerin bulunduğuna, insanın da bu güçleri belirli ritüeller aracılığıyla harekete geçirebileceğine dair bir inanç biçimi olarak ele alır. Bu tür büyülü ritüellerin gerçekleştirildiği nesneler “milletlerin tanrıları” olarak adlandırılır.
Kutsal Kitap’a göre putlar, güçleri içinde barındıran kişisel varlıklar değildir. Put, tanrının evi ya da simgesi değil, bizzat tanrının kendisidir. Bu yüzden torah’da pagan tanrıları sık sık “tahta ve taş”, “gümüş ve altın” olarak anılır. Böylece putperestlik, bu cansız nesnelere anlamsız biçimde ilahi nitelikler atfetmek ve onları tanrılaştırmak olarak tanımlanır. Kutsal Kitap’taki polemiklerin temel argümanı da budur: putperestlik, nesnelere tapınmanın saçmalığıdır.
Dolayısıyla, Kutsal Kitap’ın putperestliği yalnızca en ilkel düzeyinde —“mana inançları” düzeyinde— ele aldığı söylenebilir. Bu yaklaşım, özellikle peygamberlerin putperestliğe karşı yürüttükleri polemiklerde açıkça görülür. Peygamberlik edebiyatı, YHWH inancını doruğa taşımış; fakat aynı zamanda, israiloğulları’nın “ulusların tanrıları”na yönelmesini sert biçimde eleştirmiştir.
Eğer peygamberlerin mitolojik tanrılarla ve onların anlatılarıyla mücadele ettiğini varsayarsak, bunun izlerini bu metinlerde bulmamız gerekirdi. Ancak böyle bir şey yoktur. Peygamberler, pagan tanrıların mitolojik varlıklarını reddetmez, onları iblis ya da şeytani güçler olarak da nitelendirmezler. Kısacası, peygamberler bildiğimiz anlamda çoktanrıcılıkla değil, onun dışsal tezahürü olan fetişizmle mücadele etmişlerdir.
Bilinen en eski edebi peygamber Amos, Tanrı inancına neredeyse hiç değinmez. Amos 8:14’te Samiriyeli Aşinna’dan, 5:26’da ise israiloğullarının kendileri için “yaptıkları” tanrılardan bahseder. Bu durum, birçok kişi tarafından saf tektanrıcılığa ilk ulaşan kişi olarak kabul edilen peygamberin, ardında bıraktığı çoktanrıcılığın doğasını açıklamakta sessiz kaldığını gösterir.
Hoşea’nın ilk bölümlerinde, israil’in Sidon kökenli kraliçe izebel döneminde etkisi altına girdiği Baal tapınmasının yankıları görülür. 2. bölümde, Baal, “fahişe israil”in gayrimeşru sevgilisi olarak betimlenir. Ancak burada bile Kenan Baal’inin mitolojik özelliklerinden söz edilmez. israil’in refahı, yanlış biçimde Baal’e değil, aslında YHWH’ye ait bir armağandır.
Sonraki bölümlerde Baal kültü, geçmişte işlenen birçok günahtan yalnızca biri olarak değerlendirilir. 11:2’de “Baal’ler” ifadesi “oyma putlar”la paralel biçimde kullanılır; 13:2’de “zanaatkârların gümüşten döktüğü buzağı”dan söz edilir. Amos 8:6’da belirtildiği gibi: “Zanaatkâr yaptı, o tanrı değildir.” israil, “ellerinin eseri”ne tapınarak Tanrısından uzaklaşmıştır.
Bu düşünce, işaya peygamberde daha genel bir biçimde dile getirilir: Putperestlik, insanlığın ortak günahıdır. Gümüş, altın, atlar ve savaş arabaları çoğaldıkça “ülke putlarla doldu; herkes ellerinin eserine, parmaklarının yaptığına tapıyor” (işaya 2:7). YHWH’nin büyük teofanisinde, insan kibri karşısında “insan, tapınmak için kendine yaptığı gümüş ve altın putlarını atacak” (2:20). işaya’nın “tanrıların alacakaranlığı”, yani Gotterdammerung sahnesi, aslında gümüş ve altın putların çöküşünü simgeler.
Benzer biçimde Mika peygamber de, kıyamet gününde “Samiriye’nin tüm oyma putlarının parçalanacağını” ve “ellerin eserine tapınmanın” sona ereceğini bildirir (Mika 1:7; 5:12).
Yeremya peygamber ise putperestlikten en çok bahseden kişidir. “israil’in tanımadığı başka tanrılar”dan (Yeremya 19:4; 11:10) söz eder, ancak bunları yaşayan mitolojik varlıklar olarak değil, “taş ve tahta”dan yapılmış cansız nesneler olarak görür (2:27; 8:2). Yeremya’nın “diğer tanrılar” ifadesi, aslında insanların kendi elleriyle yaptıkları “oyma putlar”a ve “boş şeyler”e yöneliktir (8:19).
Yeremya 16:19’da, insanlar tövbe ettiklerinde şöyle diyeceklerdir:
“Atalarımız bize yararsız, boş şeyler miras bıraktılar. insan, tanrı olmadıkları halde kendine tanrılar mı yapar?”
Böylece, putperestlik “insanın kendi ellerinin eserine tapınması” olarak tanımlanır. insanlar bu fetişist sapmadan vazgeçtiğinde, putperestlik de sona erecektir.