dunkirk

entry116 galeri
    116.
  1. https://galeri.uludagsozluk.com/r/2447376/+

    dunkirk’ü ilk izlediğimde hemen hatırlattığı, her ne kadar konu ve tür bakımından çok farklı olsalar da, steven spielberg’ün war of the worlds (2005) filmiydi. bana göre dunkirk, christopher nolan’ın bugüne kadarki en iyi filmi, 20 yaşındaki war of the worlds'ü ise spielberg’ün en iyi filmlerinden biri olarak görüyorum. ne var ki her iki film de genel izleyici tarafından çoğu zaman hafife alınır ve listelerde üst sıralarda yer alamazlar.

    1897-98 tarihli h. g. wells klasiği the war of the worlds romanı, uzaylıların (marslılar) dünya'yı (daha doğrusu britanya'yı) istilasını konu alır. kitap sayısız esere ilham verdi, vermeye de devam ediyor. (bunlardan biri de maalesef ki 2025'te görücüye çıkan ve yazarı mezarında ters çevirecek kadar iğrenç, ice cube'un başrolünde olduğu o feci adaptasyon; ama bu başka bir tartışma konusu) ancak wells'in hikayesinin 2005 tarihli modern ve serbest uyarlaması, yani steven spielberg’ün kuzey amerika merkezli destansı war of the worlds filmi, yalnızca bir bilim-kurgu değil, aynı zamanda dünya sonu paniğini bireysel hayatta kalma korkusuna indirgeyen bir travma filmiydi.spielberg, h. g. wells'in vizyonunu alıp onu çağdaş dünyanın kaygılarıyla harmanlayarak hem daha yakıcı hem de daha derinden sarsan bir anlatı yaratmıştı.

    christopher nolan'ın dunkirk filmi için çekimlere başlamadan önce steven spielberg'den tavsiye istediği, spielberg'ün de ona saving private ryan (1998) filminin 35mm ham baskısını ödünç verdiği biliniyor, nolan daha sonra saving private ryan ile rekabete girmek yerine çareyi farklı bir anlatım yoluna gitmekte bulduğunu itiraf etmişti. ancak onun war of the worlds (2005) filmi ile ilgili ne düşündüğü bilmiyoruz, bu konuda bir yorumu hiç olmamış.

    eleştirmen jordan hoffman’ın da dikkat çektiği gibi, dunkirk’te plajda gerçekleşen o bombardıman sahnelerinde askerlerin bedenlerini yerden havaya fırlatan patlamalar, spielberg’ün war of the worlds’ünde üç ayaklı dev makinelerin ısı-ışınlarıyla insanları anında küle çevirdiği sahneleri, bir bilim-kurguyu anımsatır. o nedenle dunkirk'ün atmosferi saving private ryan ya da başka bir savaş filminden daha çok war of the worlds'e yakın. iki filmde de kaçış, dehşet ve panik havası oldukça benzer. her iki filmde de ölüm aniden, görünmeden gelir; bir anda her şey yok olur. kamera, kahramanlık arayışına değil, panik, çaresizlik ve varoluşsal korkuya odaklanır.

    spielberg’ün istilacı uzaylı makineleriyle nolan’ın bombardıman uçakları arasında yalnızca biçimsel bir benzerlik değil, ortak bir duygu zemini vardır: tanrısal güç karşısında tamamen savunmasız kalan insanın korkusu. war of the worlds’te bu güç kozmiktir; dunkirk’te ise insanoğlunun kendi eliyle yarattığı bir mekanik yıkımdır. fakat sonuç aynıdır. uygarlık birkaç saniyede çöker, hayatta kalma içgüdüsü tek yasaya dönüşür.

    spielberg’ün 2005 tarihli war of the worlds’ünde tom cruise’un oynadığı, yaşamak için çalışan bir liman işçisi olan ray ferrier karakteri, sıradan bir amerikalıdır: bencil, sorumsuz, hazırlıksız, korkak.uzaylı istilası başladığında yapabildiği tek şey kaçmaktır. ne kahraman olur, ne de savaşa katılır. sadece çocuklarını hayatta tutmaya çalışır. nolan’ın tommy isimli genç askeri de savaşmaz; silahını bile neredeyse hiç kullanmaz. tek amacı, o cehennemden bir şekilde kurtulmak. her adımı korku ve çaresizlikle doludur. her iki karakter de kahraman olmayı reddeder.

    bireysel hayatta kalma odağı; stratejik/askeri büyük planı göstermeme: her iki yönetmen de (farklı bağlamlarda) büyük resmi (ordu planları, devlet kararları, uzun vadeli strateji) izleyiciye doğrudan sunmak yerine, olayları sahnedeki kişiler üzerinden, anlık hayatta kalma deneyimi olarak veriyor. spielberg’ün war of the worlds’ü ray ve çocuklarının kaçışına odaklanır; film, askeri/siyasi ya da bilimsel çözüm süreçlerini bizden uzak tutar. benzer şekilde nolan, dunkirk’te tahliyeyi büyük bir tarih anlatısına dönüştürmek yerine, askerlerin ve sivillerin sahada yaşadığı anlık gerilimi ön plana çıkarıyor.

    izleyiciyi bilgi ve güvenlik eksikliği ile birlikte sürükleme: iki filmde izleyiciyi karakterlerle aynı bilgi seviyesinde bırakıp belirsizlik ve çaresizlik duygusunu güçlendirir. war of the worlds’te izleyici de saldırının nedeni ve kapsamı hakkında karanlıkta kalır. dunkirk ise zaman kesitleri ve sınırlı bakış açısından ötürü saha bilgisini parça parça verir. bu anlatım tercihi her iki filmde de gerilimi arttıran temel araçlardan.

    görsel/işitsel yoğunlukla gerilim kurma:
    nolan’ın dunkirk’ündeki ses tasarımı ve kurgusu gerilimi sürükler. spielberg ise görsel-işitsel şiddet ve ani yok oluş sahneleriyle kaotik paniği vurgular; her iki filmde de teknik (ses ve görüntü) gerilimi aktarmada merkezi rol oynuyor.

    spielberg’ün filmi uzaylı istilası kılığında bir kıyamet öyküsü ise, dunkirk de bir savaş filmi kılığında neredeyse aynı kıyameti anlatır. ikisinde de medeniyet çöker, düzen dağılır, hayatta kalmak tek anlamlı hedef haline gelir.
    1 ...