Erteleme, insanoğlunun en büyük alışkanlığı. Ne zaman bir hayal kursak, yanına hemen “sonra” kelimesini iliştiriyoruz. Ama o “sonra” hiç gelmiyor. Hayat geriye dönüp toplanmamış hayalleri kucağımıza bırakmıyor; tam tersine üstünü örtüyor, tozlandırıyor, sanki hiç var olmamış gibi davranıyor.
Çoğumuzun yapılacaklar listesi vardır. Dikkat ederseniz en önemli maddeler hep en altta bekler. Önce kolay olanı yaparız, önce başkalarına yarananı… Kendimize kalan ise “yarın” olur. Ama yarın diye bir şey yok aslında. Yarın takvimde var, bizim hayatımızda değil. Çünkü geldiğinde yine bugünü yaşarız.
Bir hayali erteliyorsak ya ona inanmıyoruzdur ya da kendimize. işte bu yüzden hayaller yarım kalır, insanlar da öyle. Oysa yapmamız gereken çok basit: bugün küçücük de olsa bir adım atmak. Belki kimsenin görmeyeceği kadar küçük bir şey… Ama bize “başladım” deme fırsatı verir.
Başlanmamış hayallerin yükü, hiçbir omuzun taşıyamayacağı kadar ağırdır.