israil

entry2796 galeri
    2586.
  1. Orta Doğu’daki çatışmalar, karmaşık ve acı dolu bir tablo sunuyor. Suriye, Sudan, Yemen ve Lübnan’daki savaşlar milyonlarca can aldı, ancak islam dünyasının dikkati, adeta tek bir noktada toplanmış durumda: Gazze. Bu durum, hem insan kayıplarının trajik ölçeğini hem de uluslararası algının seçici doğasını sorgulatıyor. Gazze’deki kayıpların önemli bir kısmının Hamas militanlarından oluştuğu ve 7 Ekim 2023’teki barbarca saldırılarla israilli sivillere, kadınlara ve çocuklara karşı işlenen suçlar göz önüne alındığında, bu çifte standardın daha net bir şekilde ele alınması gerekiyor.

    Rakamlarla Çatışmalar

    Suriye: 2011’den bu yana süren iç savaşta, Suriye insan Hakları Gözlemevi’ne göre yaklaşık 528,500 kişi öldü (Ocak 2025 itibarıyla). Bunların 64,000’den fazlası rejim cezaevlerinde işkence ve kötü koşullardan dolayı hayatını kaybetti. 2014, 110,000 ölümle en kanlı yıldı.

    Sudan: Nisan 2023’ten itibaren devam eden iç savaşta, Dünya Sağlık Örgütü ve BM verilerine göre en az 20,000 kişi öldü (Eylül 2024 itibarıyla). Bazı tahminler, özellikle Hartum’da, bu sayının 62,000’e ulaşabileceğini öne sürüyor.

    Yemen: 2014’ten beri süren çatışmalarda, BM’ye göre 377,000 kişi hayatını kaybetti (2021 sonu). Bunların çoğu açlık ve sağlık hizmetlerinin çökmesi gibi dolaylı nedenlerden öldü, ancak 11,000’den fazla çocuk doğrudan çatışmalarda yaşamını yitirdi.

    Lübnan: 2006 israil-Hizbullah savaşında yaklaşık 1,200 kişi öldü, çoğu sivil. 2023-2024 sınır çatışmalarında ise yüzlerce ölüm rapor edildi, ancak tam bir rakam mevcut değil.

    Toplam: Bu dört ülkedeki çatışmalarda yaklaşık 926,700 kişi hayatını kaybetti. Bu rakam, eksik veriler nedeniyle muhtemelen daha yüksek.

    Gazze’nin Farklı Dinamikleri

    Gazze’deki çatışmalar, özellikle 7 Ekim 2023’te Hamas’ın israil’e düzenlediği vahşi saldırılarla bambaşka bir bağlama sahip. Hamas militanları, israilli sivilleri, kadınları ve çocukları hedef alarak 1,200’den fazla insanı katletti, 250’yi aşkın rehine aldı. israil’in misilleme operasyonlarında ölenlerin önemli bir kısmının Hamas militanları olduğu, israil Savunma Kuvvetleri (IDF) tarafından belirtiliyor. Gazze Sağlık Bakanlığı’nın verdiği 40,000’den fazla ölüm rakamı, Hamas’ın kontrolü altında olduğu için güvenilirliği tartışmalı; bu rakamlar, sivil ve militan ayrımı yapmadan sunuluyor. IDF’ye göre, ölenlerin en az %40’ı Hamas militanları. Bu, Gazze’deki kayıpların trajik olduğu gerçeğini değiştirmez, ancak çatışmanın doğasını anlamak için kritik.

    islam Dünyasının Seçici Öfkesi

    Suriye’de 528,500 ölüm, Yemen’de 377,000 kayıp, Sudan’da on binlerce ölüm ve Lübnan’daki çatışmalar islam dünyasında neden Gazze kadar yankı uyandırmıyor? Gazze’deki her kayıp, haklı olarak dikkat çekerken, neden Yemen’de açlıktan ölen çocuklar, Suriye’de rejim zindanlarında yok olan on binler ya da Sudan’da etnik çatışmalarda katledilenler aynı öfkeyi tetiklemiyor? Bu, açık bir çifte standart. Hamas’ın 7 Ekim’de israilli sivillere karşı işlediği vahşet, islam dünyasında nadiren kınanırken, israil’in kendini savunma hakkı sürekli sorgulanıyor. Müslüman liderler, milyarlarca dolarlık askeri harcamalara (2024’te küresel askeri harcama 2.7 trilyon dolar) devam ederken, bu diğer krizlere neden sessiz kalıyor?

    israil, 7 Ekim gibi bir vahşetin tekrarlanmaması için Gazze’de operasyonlarını sürdürüyor. Hamas, sivil halkı canlı kalkan olarak kullanırken, israil’in hassas hedefleme çabaları uluslararası medyada çoğu zaman görmezden geliniyor. Suriye’de Esad rejimi kimyasal silah kullanırken, Yemen’de Husiler sivilleri hedef alırken, Sudan’da etnik temizlik iddiaları yükselirken, islam dünyasının bu krizlere sessiz kalması, ancak israil’e karşı yüksek sesle tepki vermesi düşündürücü. israil, kendi vatandaşlarını koruma hakkına sahip bir devlet olarak, Hamas gibi terörist gruplarla mücadele ederken yalnız bırakılıyor.

    Suriye, Sudan, Yemen ve Lübnan’daki yaklaşık 926,700 ölüm, insanlık için bir utanç. Ancak Gazze’deki çatışmalar, Hamas’ın 7 Ekim’deki saldırıları ve sivil kayıpları gölgede bırakacak şekilde ele alındığında, adaletten bahsetmek zor. islam dünyası, tüm bu trajedilere eşit bir öfke ve çözüm arayışı göstermeli. Hamas’ın vahşetini kınamadan, israil’in güvenlik kaygılarını anlamadan yapılan her eleştiri, gerçek barışa zarar veriyor. Orta Doğu’nun kanayan yaraları, ancak dürüst bir diyalog ve tüm tarafların sorumluluk almasıyla iyileşebilir.
    1 ...