hindistan

entry745 galeri
    708.
  1. Evin zaten boktan olan hali, şimdi kelimenin tam anlamıyla bokla dolmuş. Kanalizasyon sistemi çökmüş; boruların içinden fışkıran dışkı, kahverengi dalgalar halinde odalara yayılıyor. Sidik kokusuyla karışmış o yoğun bok kokusu, duvarlara sinmiş yılların rutubetiyle birleşip iğrenç bir zehir gibi havada asılı. Her adımda ayakların o pis sıvıya gömülüyor; çamur değil, bildiğin bok. Ayağını kaldırdığında sümüksü bir şapırtıyla geri çekiliyor, burnuna sıcak ve ağır bir koku çarpıyor.

    Yatağın altına kadar sızmış, çarşafın kenarları bok suyuna bulanmış. Zaten önceden ter ve sidikle sertleşmiş kumaş, şimdi bokla yapış yapış. Yatmaya kalksan üstüne bok kokusu siniyor, kalksan zaten her yer bok. Çaresizlikle etrafa bakıyorsun, ama tek gördüğün, dışkının duvar diplerinden ağır ağır yükselip odanı işgal etmesi.

    insanlar da bu cehennemin içinde yaşıyor, ama yüzlerinde utanma yok. Biri köşede oturmuş, ayağını bok suyuna sokmuş; sanki normalmiş gibi. Diğerinin terli bedeni bok kokusuyla birleşmiş, nefesi sanki lağımın içinden çekilmiş hava gibi. Onlara bakınca insandan çok, pislikten türemiş yaratık gibi görünüyorlar.

    Yemek desen, aynı boktan beter. Bayat ekmek, bok kokusunu emmiş gibi ağzına aldığında o ağır koku damakla buluşuyor. Çürük pirinç taneleri bok suyuna bulanmış gibi kokuyor, mideye inmeden ağzında çamur tadı bırakıyor. Ne yutsan bok tadı, ne içsen sidik kokusu.

    Gece uyumaya çalışıyorsun ama imkânsız. Bok suyu ağır ağır yatağın altına tırmanıyor. Burnuna, ağzına, tenine siniyor. Nefes aldıkça ciğerlerin bok kokusuyla doluyor. Kendinden nefret ediyorsun, hayatından nefret ediyorsun, varlığından nefret ediyorsun. Sanki Tanrı seni doğrudan bir bok çukuruna atmış da “haydi debelen” demiş.
    0 ...