şu an yok edilmiş geleceğin ve umudun ortaya çıkardığı bir çürümeyi yaşıyoruz.
her canlı yaşam her ortamda yaşamayı seçer. ölüme karşı yaşamı seçme ve yok olmaya karşı direniş canlı yaşamın genlerine kodlanmıştır.
tıpkı kanser gibi, ölen ve yok olan hücre kendini başka bir forma sokması-mutasyon, yapısını değiştirmesi veya canlıların evrimleşerek yeni yaşam koşullarına adapte olması gibi...
sosyal yapıda çöküş ile ortaya çıkan olumsuzluklara karşı ilk önce insanın kutsalları mutasyona-değişime uğrar.
ahlak ve etik değerler yanında din, kimlik, bir arada yaşama kültürü, sorumluluklar öncelik olmaktan çıkar. yasalara uymak yerine yasaların kendine uydurulması - yapılan yasa ve kanun tartışmalarına bakın... sayısız örneklere bakarak artık yaşanılan durumu çöküş diye tarif edemezsiniz.
toplumda çöküş kaçınılmaz olarak çürümeye dönüşür.
devlet-toplum-insan yaşamında çöküşlerin etkisini 5-10 yılda ortadan kaldırır ve 1 neslin yaşam sürecine siyasi sosyal hayatta yeniden yapılanmayı yayarak başarı elde edebilirsiniz. bunun sayısız örneklerini toplumlarda görebiliriz.
devlet-toplum-insan olarak çürümüş bir yapıda ise var olan siyasi sosyal hayatta bunu başarmanız imkansızdır.
çöküşte sistemi, çürümede insan kaynağınızı kaybetmişsinizdir.
bunun için kimse çare olarak bu ülkede "falanca parti, filanca sistem, şu inanç, bu kimlik" diye konuşup ikide bir "anayasa kanun vs" diye saçma gerekçe sunup zekamızla dalga geçmesin.