gamze

entry245 galeri
    62.
  1. ''she's buying a stairway to heaven.''

    bir merdivenim var cennete gittiğinden şüpheliyim
    o kadar ağır çıkıyorum ki basamakları
    her basamakta ömrümün tükendiğini hissediyorum.
    oysa çıkmak değil benimkisi
    her yükselişte daha çok düşüyorum.
    ben gamzene düşmüşüm aslında
    bunu şimdi idrak ediyorum
    kaybolmak bir karanlıkta
    ve dalgalara kapılıp gitmek sessizce
    çırpınışlar ölüm gibi daha derine çekiyor oysa
    kumlar değiyor parmak uçlarıma
    nasıl bir gamze bu
    içinde okyanusları barındıran
    içinde hiç görmediğim belki de hiç toplayamadıpım
    deniz kabuklarını barındıran
    ve ince kumlar
    benimkisine benzemeyen
    gel-gitlerle parçalanan ince kumlar
    gamzenden taşıyor oysa..
    oysa trafikte koşmaya çalışıyorum
    her far senin gözlerin
    yollarımda çoğalıyorlar
    baktığın her yerde gözlerin var
    zaman akıp gidiyor gözlerinle
    ömürler de geçiyor
    basamaklar önümde birer birer
    oysa ağır ağır çıkacasın bu merdiveni
    şaire uyduk işte
    uyduk da ömrümüzü çürüttük bakma sen
    sorun sen değlsin biliyorum
    ben de değilim aslında
    ikimiz de değiliz
    sorun biziz
    kaçtığımsa kendim
    ben kaçarken kendimden
    koşarken uzaklaşırken ruhumdan
    sende buluyorum kendimi
    şakaklarımda kirpiklerin oynuyor
    kulağımda sesin
    biliyorum
    biliyorum
    biliyorum
    ve biliyorsun korktuğumu
    senden korkmam değil gerçek
    kendimden kaçıyorum ben
    sen yoksun..
    sen varsın..
    sen nerdesin
    bulamıyorum.

    ve bir şubat akşamı
    ve akarken gene her şey önümden sessizce
    ve her kare belirirken gözümde
    kendi hayatımın yönetmeniyken
    yetmiyor soundtrackler..
    kalemler alıyorum
    kalemler topluyorum
    kırmak için yeltenirken
    elime alıp idam kararı çıkaracakken
    darağacına yollarken seni
    sarılıyorum tekraren.

    gerçeklerden kabuslara uyanmak bu yaşamak
    oysa kaçmadım mı sanıyorsun
    nasıl çıktı sanarsın sessizliğin sesi..
    her kaçıp gittiğimde
    her vazgeçişte hayatta
    kusarken
    ağlarken çıkmadı mı bu ses
    ve bu sesi ben her intiharımda duymadım mı çocuk..

    bilirsin gerçekler değildir aslında var olan
    ve hiç olmayacak tesadüflere hayat sığdırmaya çalışmak
    oysa bir deniz minaresi gibi sığıyorum kabuğuna
    bir gün
    tek bir gün
    yanlız bir an
    kanayan dudağına değmek için
    kendi dudağımı kanatıyorum biliyorum.

    akan her damla kan
    süzülürken gamzende
    kanatmamak için gittiğin ben
    arkandan bakarken daha çok kanıyor
    meğer ne çok otobüs varmış
    camları silinecek olan
    ve her camda
    yaşanacak her bir an..

    ve şimdi ne olduğundan habersiz
    koşarak gelmişsem buraya
    ve biliyorsam yarın yine seni göreceğimi
    inanıyorsam buna
    hangi tesadüftür bu
    tesadüf yaratan biziz aslında

    mendiller kan ağlarken
    keserken şah damarını
    yaraya tampon oluyor aslında
    hissederken dudağını dudağımda
    ve dilinin ıslaklığı yaralar açarken boynumda
    süzülen her tuzlu yaş
    nasıl da dağlıyor yaraları..

    tamponlar, yaşlar, yaralar, kanlar..
    ve bilinmeyen her türlü duygu
    geç kalınan
    adalet sistemim yok olurken
    kurallara bağlı kalmaktan korkarken
    bir çocuk ki ne çocuk
    adalet içinde isyankar
    adalet içinde ıssız
    ıssız yakalarken beni
    ve her yakalayışta ıssızlığımı
    gamzesi ile sararken
    kumlar değiyor parmak ucuma..

    bir merdivenim var evet.
    çıktıkça alçaldığım
    ve alçaldıkça gamzede boğulduğum..
    gözlerim çift değil artık.
    gözlerim dört
    ellerim dört
    dudağım iki..
    canavarlaşıyorum belki de
    belki de..

    aşk içinde kaybolurken
    ağır ağır merdiven çıkıyorum
    ömrümü yok ederek!
    1 ...