demirkırat

entry22 galeri
    16.
  1. 5. bölüm- kriz:

    demokrat parti, 1954 seçimlerini ezici bir çoğunlukla kazanmış ve seçim sonuçlarının verdiği güvenle ikinci dönemine giriyordu. ancak, dp'nin iktidardaki ikinci döneminde hiç umulmadık şeyler yaşanacak, hükümet kendisini büyük bir bunalımın içinde bulacaktı.

    aslında bunalımın ilk işaretleri, 1954 yılında görülmeye başlanmıştı. başbakan menderes, seçimlerden kısa bir süre sonra hükümet programını açıklamış, ardından abd'ye uçmuştu. türkiye, kore savaşına abd'nin yanında katılmış ve ardından nato'ya üye olmuştu. menderes, bu müttefiklik ilişkisinin verdiği özgüvenle abd'de sovyetler aleyhinde ağır konuşmalar yapmıştı. ancak, iş istenen krediye gelince orada menderes'in hiç hoşuna gitmeyen bir yanıt geldi amerikalılardan. ekonomide tehlike çanları çalıyordu. ticari açık büyüme eğilimi gösteriyor, borç ödemeleri gecikiyor, enflasyon yükseliyordu. bu koşullarda verilecek kredi, batık kredi demek olacaktı. abd hükümeti, menderes'e istediği 300 milyon dolarlık kredi yerine 30 milyon dolarlık hibe verdi. menderes, sıkıntılı bir dönemin başladığını o ziyaret sırasında anlamıştı.

    adnan menderes, abd dönüşü muhalefet partilerine oy veren şehirleri cezalandırmaya başladı. önce cumhuriyetçi millet partisi lideri osman bölükbaşı'nın memleketi ve seçim bölgesi kırşehir, bir yasayla ilçe haline getirildi. ardından inönü'nün kalesi malatya ikiye bölünerek adıyaman ili oluşturuldu. basın bu uygulamaları eleştirmeye başlayınca baskılar devreye girdi. hüseyin cahit yalçın ve bedii faik akın gibi gazeteciler, ilerlemiş yaşlarına rağmen cezaevine atıldı. nihat erim'e para cezası kesildi. tbmm'de ise menderes ile inönü arasında laf dalaşı yaşandı. inönü'nün '46 seçimlerini savunmaya kalkması üzerine menderes, inönü'ye dönüp "1946'daki cinayetinin hesabını vereceksin" dedi.

    siyasi alandaki bu gerilim, bir süre sonra orduya da yansıdı. tuzla'da görev yapan dündar seyhan ve orhan kabibay adındaki iki subay, bir askeri darbe için cunta çalışmalarına başladılar. seyhan ve kabibay'ın çabaları sonucu bir süre sonra örgütlenme büyüdü. bu arada iktidar, alt kademelerdeki kıpırdanmalardan habersiz, orduyu dizayn etmeye çalışıyordu. ama bu doğrultuda yapılan çalışmalar, ilgili bakanların istifasıyla sonuçlanıyor, orduya hükümet bir türlü el atamıyordu. oysa ordu, iktidara el atmak üzereydi.

    seçimlerden sonra ilk aylardaki gerilim, 1955 yılının ilkbaharında yerini kısmi bir yumuşamaya bıraktı. o kadar ki, başbakan menderes ile ana muhalefet lideri inönü, ankara palas'ın balo salonlarında birlikte eğleniyorlar, karşılıklı içki kadehleri tokuşturuyorlar ve ankara palas'ın kapısından sarmaş dolaş çıkıyorlardı. ancak, bu yumuşama çok uzun sürmedi. inönü'nün damadı metin toker'in yönetimindeki akis gazetesinde çıkan ve dp grubu ile hükümet arasındaki ilişkileri konu alan bir yazı yüzünden dergi yönetiminden cüneyt arcayürek tutuklandı. ama asıl hedef arcayürek'ten çok toker, dolayısıyla inönü'ydü.

    aslında yazıda büyük oranda gerçek payı bulunuyordu. halk arasında ekonomik sorunlarla paralel biçimde yayılan yolsuzluk söylentileri, hoşnutsuzluğu artırıyordu. kimi bakanlar hakkında yaygınlaşan yolsuzluk iddiaları, gerilimi artırıyor, parti içi muhalefet yükseliyordu. bu arada bir grup dp'li milletvekili, ispat hakkı talebiyle ortaya çıktı. o güne dek bir yolsuzluk iddiası ortaya atıldığında bunun ispatlanmasına fırsat verilmiyordu. ispat hakkı talebiyle bu fırsat tanınacaktı. ama menderes bunu istemedi. "iftiraların sonunun gelmeyeceği" düşüncesiyle tasarıyı geri çevirdi. ispat hakkını savunanlar, bir süre sonra dp'den tasfiye edildi ve hürriyet partisi adıyla ayrı bir partide örgütlendiler.

    1955 yılında gündemdeki belki en önemli konu kıbrıs sorunuydu. kıbrıs'ta türk ve rum toplumları arasındaki gerilimin tırmandığı bir aşamada türkiye, ingiltere ve yunanistan'ın katılımıyla kıbrıs görüşmeleri yapıldı. ancak, kıbrıs sorununun yarattığı gerilimle hiç istenmeyen şeyler oldu. 6-7 eylül 1955 günlerinde, "atatürk'ün selanik'te doğduğu evin yunanlılarca bombalandığı" haberiyle birlikte korkunç bir provokasyon örgütlendi. gayrimüslimlere ait dükkanlar, evler, okullar, ibadethaneler saldırıya uğradı, ölenler ve yaralananlar oldu. ancak, tüm bu yaşananları içişleri bakanı namık gedik, "milli gençlik kıyamı" diye nitelendirerek onaylıyordu. bu yüzden kendi partilisi olan mükerrem sarol'un dahi tepkisini çekmiş, bir süre sonra istifa etmek zorunda kalmıştı.

    artık her şey kontrolden çıkmaya başlamıştı. ispat hakkını savunanlar dp'den tasfiye edilmiş, içişleri bakanı namık gedik istifa etmiş, ancak gerilim dindirilememişti. tam tersine, 1955 yılı biterken dp grubu adeta patlamaya hazır bir yanardağ gibi alev almıştı. 22 kasım 1955 günkü meclis oturumunda tüm bakanlar dp grubunca sorguya çekilmiş, hepsi birer birer istifa etmek zorunda kalmışlardı. başbakan adnan menderes tam bu aşamada istifayı düşünürken yakın arkadaşı mükerrem sarol'un önerisiyle istifadan caydı. sarol, menderes'e kişisel olarak güvenoyu istemesini önermişti. menderes, öneriye uydu ve dp grubundan kişisel olarak güvenoyu istedi. gemi batmış, ama kaptanı kurtulmuştu. menderes, yeni hükümeti kurdu. siyasi kariyeri adeta uçurumun kıyısından dönmüştü.

    oysa dp iktidarı, uçuruma doğru yuvarlanıyordu. partinin kurucularından fuat köprülü, "kurduğum partiyi tanıyamıyorum" diyerek istifa etmişti. diğer iki kurucu; cumhurbaşkanı celal bayar ve tbmm başkanı refik koraltan da uçuruma doğru gidildiğinin farkındaydılar.

    anlatanlar: melih esenbel, kasım gülek, cemal madanoğlu, suphi gürsoytrak, suphi karaman, adnan çelikoğlu, seyfi kurtbek, faruk güventürk, metin toker, cüneyt arcayürek, fethi çelikbaş, mükerrem sarol, mahmut dikerdem, rıfkı salim burçak, hayrettin erkmen, aydın menderes, ayhan timurtaş.
    0 ...