metin oktay, biz galatasaray'lıların gönlünde yatan aslanın, aslan babasıdır.
zaman zaman hayat, öyle anlar bahşeder ki, mucize dersiniz hani, bir yandan da bilirsiniz, bunu haketmişsinizdir, çabalarınızın karşılığıdır. kimse beklemiyordur sizden, tesadüfi bile gelebilir birilerine.
kimse beklemiyordur, parken'in çimlerinde açan kır çiçeklerini, sol kanatta yüreği parçalanırcasına terleyip, amblemini öpen bir turanı, kimse beklemez bazen, brezilya kiliselerinden çıkmış bir adamın panterle akraba olabileceğini ve "çok güzeal"dir o adam, pek kıymetlidir onun mucizeleri, soyunma odasında çıkmış kolunu yerine taktırıp, uçsuz bucaksız yeşilliğe koşan bir aslanın varlığını bekleyemez pek kimseler. düşünmeksizin koşan bir bücürün varlığının, on bir kilo ağırlığında bir bronz olduğunu bekleyemez herkes ve suat düşünmeksizindir zaten, düşünmesine gerek yoktur, kalbi vardır kocaman. ve ne monaco'da, ne dortmund'da, ne madrid'de, dünyanın hiçbir yerinde pek beklenemezdi siz yedi metrelik bir kaleyi korurken, bir delinin size ortalama 35'er metreden yollayacağı füzeler.
bunu kalbinde metin oktay'ın oğlu olan aslanı yetiştirip, büyütmemiş olanlar anlamaz, anlayamaz ama en acıklısı böyle şeyler bekleyemezler de.
yürekler alınmaz pulla parayla, bir mezhep gibidir bazen, bir din gibidir ve hey gididir o koca efsane, boğazın soğuk sularının üstünde uçan bir 83 chevrolet, bir aslanın, koskoca boğaza son kükreyişidir.
benim galatasaray'ımdan anladığım hep budur.
bugün yaşasa bu aslanların 73 yaşındaki büyük babası olacak taçsız kralımız metin oktay.
senin gibi cimbomluyu, unutur mu bu taraftar?