sanki yıllardır tanışıyoruz gibi geldi, o kadar sıcak buldum.
o yaşına rağmen mimikleri çok netti, bu yaşlarda vücudu sarkan balmumu adamlar nerde, g.... nerde…
sanki yüz ifadeleri kaslarla değil de heyecanı ile, içindeki yangın ile ayakta duruyor…
uzunca bir holden, önümüzde o, yürüyor ve geniş, ferah bir salonla karşı karşıya kalıyoruz…
duvarda asılı tek tablo gözüme çarpıyor: gittikçe kaybolan bir spiral içinden dışarı fırlamış bir robot eli!
ve onun ileriye doğru uzanan işaret parmağında idam edilen bir insan.
birbirine bakan üç koltuk, ortada bir masa ve yere serilmiş bir halı, o kadar…
masanın üzerinde saati andıran çok silik bir figür veya resim var yahut yapılırken böyle bir şey tesadüfen oluşmuş.
koltuklara oturuyoruz.
bizi öylesine bir nezaketle karşılıyor ki, kendimizi kraliyet ailesi mensubu zannediyoruz.