“ne dedin de kabul etti?”
“batı bir medeniyet kurmanın peşinde… ama bu kadar büyük bir medeniyetin çok küçük bir eksiği var; bu medeniyette insana yer yok, dedim ve ekledim: siz buna alternatif bir sistemin gerekliliğinden bahsediyorsunuz, o zaman bu bahsettiğiniz sistemin bir model üzerinde müşâhede edilmesinin de bir gereklilik olduğunu gözden kaçırıyorsunuz, dedim.”
“o ne dedi?”
(gülerek) “1-2 dakika sustu ve o eritici ses tonu ile, peki o zaman, ben size haber vereceğim, dedi ve kapattı.”
biz de cevabın geleceği güne kadar hemen hemen tüm kitablarını aldık ve okumaya koyulduk.
bir yandan okuyoruz, bir yandan not alıyoruz. aynı zamanda tartışıyoruz.
çünkü onun huzuruna boş çıkmak istemiyoruz.
c.... bana yüzünü dönerek:
“madem ondan çok şey almak istiyoruz o zaman çok şey sormalıyız.
soru sormak için de çok şey bilmeliyiz, soru sormanın eşiğine dayanmış bilgi birikimi…
anlıyor musun?”
evet, anlıyorum.
yaklaşık iki hafta sonra telefon geldi ve yine aynı hanım şöyle dedi:
sayın g.... şu şartlarla röportaj teklifinizi kabul edecek, ancak belirlediği şartları var.
1.