ben baygınlık geçirecek gibi oldum ve umutsuzca odama doğru yol aldım.
oturmuş düşünüyordum:artık bu işi bırakmalıyım.
biz bu işin sadece oyun tarafındayız galiba.
bugüne kadar soru soran taraf hep bizdik, bize soru sorulunca apışıp kaldık. demek ki biz, sorduğumuz sorulara aldığımız cevapları nerede kullanacağımızı bilmeyen insancıklardık.
evet, “ben bildiğimi niçin bilmeliyim” sorusuna yakınlaşmak için bu kadar röportaj ve bu kadar soru mu sorulmalıydı?
kısa süre içinde aklımdan o kadar çok şey geçti ki… derken c....içeri girdi ve “kalk toparlan” dedi.
ben de aptalca şunu sordum: “peki ama niçin?” Cevap verdi: g... kabul etti..
ben yine “peki ama niçin” diye sorunca c... güldü…
beni, yüzümü yıkamam için lavaboya gönderdi. biraz rahatladıktan sonra odaya geri dönüp sordum:
“ne dedin de kabul etti?”