olmasaydı ve oldu böyle oldulardan çok neyi amaçladığı ve nasıl bunu başardığına dikkat çekilmeli. insanlara bir şeyi vaadettiğin ve bunu gerçekleştirdiğin zaman bunun karşılığını alırsın, bir güler yüz mertliğinin karşılığıdır.
işte böyle bir şey bedihi bir şekilde ahiret inancı için söylenemez. çünkü vaadedilen şeyin yapıldığına dair belge yok. kimse dinlerin yalan veya doğru olduğuna dair noter tasdikli bir belge getirmedi. bundandır ki inananlar ya yadırgandı ya da bu inancı taşımak istemeyenler de şüphelerini içerde tutup diğerleri gibi görünmeye itildi. bu her kitap gönderilen kavim için ortak payda.
incilin değişmesine rağmen gobbels'in dediği şu, "hristiyanlık etkili, çünkü iki bin yıldır aynı şeyi tekrarlıyor.". yani sürekli aynı şeyi duyan insanlar zamanla başka bir doğrunun olduğuna bile inanmak istemiyor. bir nevi truman show oyunu.
olayın asıl inancı sınayan tarafı da aslında dünyanın tamamının kurgu olma ihtimali. yani insan mı evrenin içinde evren mi insanın sorgusu ve olaylara sebepler dahilinde bakma gerekliliği. din size insanüstü bir güç sağlayacağını, kimsenin yanınızda olmadığı zaman huzur vereceğini vs vadeder. ancak bundan medet ummaya başladığınız an karşınıza çıkan her güçlükte mütevekkilane inanca dayanağınız artar. işte bu sebeplerin tümü inancınızı daha da arttırır. bel bağlamadığızda da tam tersi geçerli.