adnan menderes

entry1174 galeri
    1045.
  1. https://galeri.uludagsozluk.com/r/2103651/+

    EMRE KONGAR'ın "istanbul, 1940'lardan Bugüne Efsaneler, Anılar, izlenimler" adlı kitabının "Giriş" bölümünden ....

    Kışları şimdi yerinde bir banka şubesinin olduğu Çarşıkapı'da Pekit Evi'nde, Nişantaşı'nda şimdi yerinde bir AVM'nin yükseldiği Şişli Terakki Lisesi'nde, yazları Çengelköy tepelerinde, şimdi devlet tarafından el konulmuş olan Vahdettin'in Köşkü'nde büyüdüm..
    istanbul'u tecavüz edilmemiş haliyle tanıdım, sevdim, âşık oldum ve ne yazık ki, hoyratça paramparça edilmesine de tanıklık ettim:

    Ne Menderes'in Aksaray'dan parmağını uzatıp işaret ederek, "Buradan surları göreceğim" dediği Topkapı yönündeki Millet Caddesi açılmıştı, ne de yine Aksaray'ı Edirnekapı'ya bağlayan ve artık bütün törenlerin yapıldığı Vatan Caddesi..
    Bu yazıları yazarken, Millet Caddesi'nin adının Turgut Özal Caddesi, Vatan Caddesi'nin adının da Adnan Menderes Bulvarı olarak değiştirildiğini öğrendim. Ama hemen belirtmeliyim ki, 2019 yılında bile istanbul halkı bu caddeleri eski adlarıyla anıyor...

    istanbul'un tarihî dokusunu ilk yok eden siyasetçi Adnan Menderes'tir. Millet ve Vatan caddeleriyle, birçok cami ile birlikte pek çok tarihsel yapıyı yıkmış, Eski Yarımada'yı bütünüyle tahrip etmiştir.

    Sevgili Öner Ciravoğlu, "Fındıkzade, Bir Sur içi Rüyası" adlı kitabında, 1950'lerde Şehremini iş Bankası müdürü olan Mustafa Kemal Sayıl'dan dinlediği bir anıyı şöyle aktarıyor:

    Adnan Menderes'in Vatan ve Millet caddelerini açtırdığı günlerde müdür Mustafa Kemal Sayıl, "Bir sabah işe geldiğinde müdür koltuğunda takım elbiseli, saçları briyantinli bir kişinin oturduğunu görür. 'Acaba yerime ani bir tayin mi oldu' diye düşünürken, koltuktaki adam tebessüm etmektedir. Bu kişi Adnan Menderes'ten başkası değildir." (sf. 16-17)

    Millet Caddesi'nin açılışı bizim aileyi doğrudan etkilemişti; çünkü dedemden kalma Tevekkül'deki ahşap konak, yolun karşısındaki Selçuk Sultan Camisi onun arsasına geri çekileceği için, istimlak edilmiş, anneanneme yokuşun daha altında bir başka kâgir ev alınmış, ahşap konağa alışık olan anneannem ise bu evde bir türlü mutlu olamamıştı..
    Henüz perişan edilmemiş olan sevgili istanbul'umun o zamanki konaklarında mutfaklar hep çok genişti. Tabanları da büyük, bordo renkli, "malta taşı" denilen taşlarla döşeliydi. Anneannemin Tevekkül'deki, Hayriye teyzemin Bakırköy/Yeni Mahalle'deki konaklarının ve Çengelköy'deki Vahdettin Köşkü'nün mutfakları böyle taşlarla döşenmişti.
    Anneannemin mutfağında, sade kahvesini pişirmek için mangala sürdüğüm cezvenin kaynamasını beklerken...
    Vahdettin'in Köşkü'nde, dökme demirden yapılmış olan maltızın üzerinde kaynayan muhallebi tenceresini, dibi tutmasın diye sürekli karıştırırken....
    Hayriye teyzemin konağındaki mutfakta, tulumbadan su çekerken...
    Hep gözümün önünde olan o taşlar, belleğime âdeta silinmez görüntülerle kazınmışlardır..
    Her aşk bir tutsaklıktır:
    Hem aşka, aşkın kendisine ve hem de maşuk'a, âşık olunana olan tutsaklık.
    Bu kitapta yüreğinin ve zihninin zincirlerine karşın "dili çözülen" bir istanbul tutsağının izlenimlerini okuyacaksınız..

    Temmuz 2019,

    istanbul, ikinci Ulus

    https://www.facebook.com/...5/posts/3372590116200031/

    ▪︎▪︎▪︎▪︎▪︎▪︎▪︎▪︎▪︎▪︎▪︎▪︎▪︎▪︎

    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2103653/+

    Menderes dönemi yıkımlarının istanbul'un tarihî ve sosyal bünyesinde oluşturduğu derin ve kalıcı tahribatı daha iyi anlayabilmek için bir de bu hadiselerin yakından şahidi olan Münevver Ayaşlı'nın yazdıklarına göz atmakta fayda var. Ayaşlı, bu istimlâk faaliyetinin bizzat muhatapları arasında olduğu için o devrin hadiselerini zamanın istanbullusu gözüyle şöyle aktarmaktadır:

    "Bu yıkım işlerinin vebali ve günahı pek ağır oluyor. Bunu yakinen rahmetli Adnan Menderes'in şahsında gördük. Allah için, Menderes hiç kimsenin burnunu bile kanatmamıştı velâkin çok yıkım yapmıştı ve çok beddua almıştı. istanbul'un imarı hevesiyle, yetimlerin ve dulların, emeklilerin, vatana millete hizmet etmiş emeklilerin, Müslümanların, Türklerin yoğun olduğu istanbul'u darmaduman etmişti. Başlarını soktukları babadan, dededen kalma evlerini, yuvalarını perişan etmiş, ocaklarını söndürmüştü...

    "Sağcı diye iktidara gelen bu parti, yalnız istanbul'da elli cami yıktırmıştır. Bunların tam listesi, rahmetli Ekrem Hakkı Ayverdi'nin arşivinde vardır. Yıkılan bütün bu camilere çok acımakla beraber, içimin yandığı iki cami vardır. Birisi Aksaray'ın biraz ilerisinde Selçuk Sultan Camii, mahallesi ve sokağı (...) ikinci çok acıdığım cami Yeniköy'de. Boğaz'ın Rumeli kıyısında cami pek azdır. Hele Tarabya, Yeniköy gibi yerlerde pek azdır. Yıkılan bu cami, Yeniköy'de, III. Selimin annesinin yaptırdığı, Mihrişah Sultan Camii'dir. (...) Cami 18. asırdan kalma ve çok güzel idi. Selçuk Sultan Camii ise, çok daha eski idi.."

    (EMRE KONGAR, "istanbul, 1940'lardan Bugüne Efsaneler, Anılar, izlenimler", Remzi Kitabevi, 2019)

    Vedii Yukaruç'tan alıntıdır.

    https://www.facebook.com/...5/posts/3364646296994413/
    3 ...